İçerik
Kahramanın benim!
Çizgiden çıkıp, beyazperdede soluklanacak olan kahramanlarımız ile ilgili haberleri alır almaz, cebimizdekilere bir göz atalım istedik.
İçerik
BASİT İNSANLARIN TRAJİK ÖYKÜSÜ: SAVAŞ FİLMLERİ
Bazen bildiğiniz şeyleri yeniden hatırlamanız gerekir, hatırlarken de aslında ne kadar az bildiğinizi fark edersiniz. Prenses Mononoke'yi izledikten sonra, böylesi her filmin yaptığı gibi, yerimde çivilenmiş bir halde bunları düşünüyordum. İnsan olarak varoluşumuzun sonuçlarını, gücümüzü, yıkıcılığımızı, çaresizliğimizi ve elbette yola nasıl devam edeceğimizi…
İçerik
21 Aralık böyle de geçebilirdi
21 Aralık kıyamet olacak mı? Şirince’ye kaçalım mı? Sorularının havada uçuştuğu bir efsanenin sonu oldu. Yine gazetelerimizi aldık, kahvaltımızı yaptık, işlerimizin başına geçtik. Kısacası kıyamet başka güne kaldı. Ama sinemada sürekli kıyamet filmlerini seyretmeye devam ediyoruz. İnsanlar kendi sonlarını tasarlamak için bütün hayal güçlerini seferber etmiş ve yüzlerce senaryo yazmış, film çekmiş. Roland Emmerich'in yönetmenliğini yaptığı 2012, Maya takviminde yer alan ve dünyanın sonunun 2012 yılında geleceğini iddia eden kehaneti sinemalaştırmıştı. İşte bizde bu yapımdan yola çıkarak kıyameti anlatan filmlerin dosyasını yaptık. Toplumun dönem itibariyle yaşadığı bunalımlar bu üretimi şekillendirmiş, örneklerin artmasına veya azalmasına sebep olmuş. Özellikle soğuk savaş döneminde nükleer tehdit sinemacıların hayal gücünü tetiklemiş. Bir çok film yapılmış. Filmlerdeki kıyamet o kadar çeşitli nedenden kaynaklanıyor ki bunu kategorilere ayırmak belki de doğru bir incelemenin tek yolu.
İçerik
Romantik-komediye alternatif yaklaşım
“Mükemmel Plan”ın vizyona girmesiyle birlikte bağımsız sinemadaki romantik-komedi şablonuna bakış attım.
İçerik
Casusların şehri İstanbul
Skyfall ile İstanbul’da geçen Hollywood filmleri son dönemde tavan yaptı. Son iki yıl içinde büyük bütçeli beş Hollywood yapımı casus filmi İstanbul sokaklarında çekildi. Hollywood İstanbul’a bundan önce 60’lı yıllarda bu kadar gözünü dikmişti...
İçerik
HAYAT KADINI FİLMLERİ: Hem içilen hem de terk edilen kadınlar!
Sinemanın hayat kadınlarına göz atalım dedik. Vamp, çirkin, katil, yaralı, duygusal ve çekiciler… Ama hayatın sillesini her şekilde yemiş ve kaçıp kurtulma derdindeler! On tane farklı ama hemen hemen aynı noktaya demir atmış hayat kadını profillerini çıkardık… İyi okumalar
İçerik
James Bond Açılış Jenerikleri
Önümüzdeki hafta gösterime girecek olan Skyfall ile yeni bir James Bond macerasına daha hazırlanıyoruz.
İçerik
Parodi Filmleri: Filmleri otopsiye yatırmanın ‘komedi’cesi
Belli bir şablonu, türü ve formülü ti’ye almak inşa edilen, bütün amacını da bu omurga doğrultusunda tanımlayan bir alt tür. Parodi filmleri, komedinin bir kolu olarak sinemada yıllardır ‘dönemi’ne ve kuşağına göre ivmeler değiştirerek yoluna devam etmiştir.
İçerik
"Bukowski"nin Sineması
“Kader tanrıçasının zalim olduğu ve sonunda hepimizin posasını çıkaracağı doğru; ama sıkı, ölümsüz bir kaybedenden daha yıldırıcı hiçbir şey yoktur. İşin sırrı şunda yatıyor; herkes kaybedebilir, kaybetmek yeteneklerin en kolayıdır.” der usta Bukowksi. Ki kendisi de, 40 yaşına kadar büyük bir kaybedendi, elbet bir gün kazanacağını bilen…
İçerik
ŞEYTAN FİLMLERİ: Din tabanlı korku alt türü
Bir anlamda insan benliğindeki kötücül arzuların korku zemininde canlanmasını sağlayan bir alan diyebiliriz. Şeytan filmi özellikle son 45 yılda A sınıfında kimi muhafazakar olmasıyla eleştirilen, ama genelde olgun-realist vizyona sahip ve bambaşka türlerle iç içe geçen yapıtlarla yol aldı. Daha ziyade aynı motifleri-formülleri tekrar etmesi ve din ile haşır neşir olmasıyla burun bükülen alt tür, her şeye rağmen anılası bir tarihi sürece sahip.
İçerik
Slasher filmleri: Korkunun ‘ciddiyet’ ile imtihanı
1960 yılında doğduktan sonra belli dönemlerde furyaya dönüşen ‘slasher filmi’, polisiyenin seri katil filmi alt türünün şiddet ve istismar öğeleriyle yoğrulmuş korku versiyonudur. Sinemada fazlasıyla genç kitleyi yakalamak için kullanılan bu şablonun tarihsel gelişimini ele aldım.
İçerik
Sinema ve TV dünyasının en ünlü arabaları
Sinema ve televizyon dünyasının starları sadece insanlardan oluşuyor diyorsanız yanılıyorsunuz. Birçok stardan daha ön plana çıkan, sinema tarihine geçen, özel bir hayran kitlesi edinen ‘cansız’lardan olan arabalar, bu dosyamızın konusu…
İçerik
80’ler aksiyon sineması: Kaslı adamlar ve kocaman silahları!
Peşpeşe gösterime giren filmlerden anlıyoruz ki Hollywood 80’ler aksiyon filmlerinin ruhunu ısrarla çağırmakta… Demokratların ülkeyi yönettiği bir sırada yapılan bu hareketin politik tepkiselliğinden dem vurulabilir elbette ama tüm bu cehennem ateşinin sorumlusu “kas adamların” beyazperdede salına salına dolaştığı 80’leri hatırlamak çok daha keyifli bir yolculuk olacaktır.
İçerik
İdeolojisiyle tehlikeli, şablonuyla yeniliklere açık
Geçtiğimiz hafta “Esaret”in vizyona girmesiyle aklımıza gelen rehine gerilimleri, “Köpeklerin Günü”nden “PVC-1”e, “Fidye”den “Sıkıyönetim”e uzanan örnekleriyle ‘dünya çapı’nda temsil bulan bir tür. Ben de alanın ‘sosyopolitik/ahlaki sorgulamalar’a odaklanan omurgasını, duruşunu, tehlikeli ideolojik bakışını ve zeki müdahalelerle sarsılıp güncellenmesinin sonuçlarını mercek altına aldım.
İçerik
Sibel Kekilli: Pornodan Kralın Odasına Giden Yol…
Sinemayı modern bir şehre benzetecek olursak Porno endüstrisi her zaman kanalizasyonun oralarda bir yerdedir. Kimse mecbur kalmadıkça oraya inmez. Orada yaşayan kimse de yukarı çıkamaz. Traci Lords gibi bazı B filmlerinde oynayarak porno kariyerini sonlandıran şanslı isimler bile her zaman o kokuyu üzerlerinde taşır.
İçerik
Türk Sineması Korkutuyor
Bu ay vizyona giren “Dabbe: Bir Cin Vakası” vesilesiyle, Türk sinemasında korkunun hangi sularda seyrettiğini ve ne ölçüde başarılı olduğunu irdelemeye çalışalım elimizden geldiğince…
İçerik
Akıl Hastanesi Filmleri
Bu ay “Cinnet Gecesi” ve “Tımarhane” gibi akıl hastanesi motifinin korkunun içine sokan filmleri izleyince, aklımıza takılan buradan çıkan formüller oldu aslında. Akıl hastanesi filmi de “Shock Corridor” ve “Guguk Kuşu” gibi saygı duyulan örnekler verse de sinemada çok başvurulan bir alan değil. Bunun sebebi şablonun büyük oranda kısıtlı alana sıkışması ve akıl hastası karakterlere yaklaşımıyla ahlaki açıdan tehlikeli boyutlara uzanması aslında. Son dönemdeki akıl hastanesi filmlerine bakınca ise bu sıkıntıları genelde ‘masalsı-fantastik’ bir dokunuşla bertaraf etmeye çabalayan üretimler görebiliyoruz.
İçerik
İnancın sineması
Ramazan başladı. Bu ilk günlerde dinimizin güzelliklerini, din kardeşlerimizin çektiği acıları anlatan filmleri size bir hatırlatmak istedik…
İçerik
Sinemanın Eşcinsel Yüzü
Eşcinselliği anlatan filmler ister gerçek hayattan uyarlansın ister kurmaca olsun, toplumsal baskının hedefinde olan, onun zorluğunu ve baskısını yaşayan kişi ve kişileri konu alıyor çoklukla. Beyazperdenin bu konuda engin bir deniz olduğunu o yüzden her filme ‘pembe ışık’ yakamadığımızı baştan söyleyelim…
İçerik
Psikiyatri seansının gerilimli formülü
Kapalı alanda sıkışmanın korkuda bir formül oluşturduğu söylenebilir. Bu durum da bu hafta vizyona giren “Uyarısız Şiddet: ATM” ile bir kez daha karşımıza çıkıyor. Peki sinema tarihi boyunca Alfred Hitchcock, Vincenzo Natali, Neil Marshall ve Mustafa Altıoklar gibi çeşitli isimlerin elinden geçmiş bu şablon, ne kadar aktif ve donanımlı?