İçerik
Ve erkek ayıbıyla yüzleşti
Geçtiğimiz Berlin Film Festivali’nin Generation bölümünde Kristal Ayı Ödülü alan ‘Lal Gece’, kanayan yaralarımızdan birine dokunarak, çocuk gelinlerin dramını konu alıyor ve erkek iktidarını sorguluyor. Reis Çelik’in yönettiği filmin başrollerinde 25 yıl sonra başrolde izlediğimiz İlyas Salman ve yüzlerce kişi arasından seçilen 14 yaşındaki Dilan Aksüt var. Çocuk gelin sorununu ele alan bu film, İran’da 10 yaşın altındaki kızların evlenmesine izin veren ve çok tartışılan parlamento kararının üzerine vizyona giriyor.
İçerik
Paralı herifler, çocuk gelinler...
Dilsiz bir gece... Dışarıda kanlı bir çarşaf bekleyen akbaba, pardon akraba, içeride kız çocuğuyla, ihtiyar adamı buluşturan bir dram, yani gerdek odası... Lanet başlık parası, körpe beden pazarı... Böyle gelmiş, böyle gider diyenler, vicdansız olmayı gelenek belleyenler, çocukları gelin edenler... Evet, çocuk gelinler gibi gerçekliği oranında yakıcı bir konuyu, kurgulayıp beyazperdeye taşıyan "Lal Gece", hani neredeyse tamamı bir odada geçse dahi, etkileyiciliğinden herhangi bir şey yitirmeyen bir seyirlik, özetle... Ötesinde Reis Çelik'in şu ana dek çektiği en iyi film bu, hiç şüphesiz. Ve resmen oyunculuk gösterisi yapan İlyas Salman gibi bir ustayı, 24 yıl sonra sinemayla tekrar buluşturduğu için seyretmeye ve seyrettirmeye değer.
İçerik
Çocukken yaşlananlar
Bir oda düşünün, bembeyaz gelinlik içinde bir kız yatağın üstünde oturmuş yeni evlendiği damadı bekliyor. Damat içeri giriyor, bir bakıyorsunuz bir hayli yaşlı. Siz deyin 60 ben diyeyim 65 yaşlarında. “E olur ya insan hiç bir zaman yalnızlığı kaldıramaz” diye düşünürsünüz belki. Yaşı yaşına başı başına uygun bir evlilik yapmışlardır belki, kuralına uysun diye de davullu zurnalı bir düğün. Yaşlı damat gelinin yanına yaklaşır ve duvağını açar. O da ne? Gelin bir çocuk. Daha 14 yaşında var yok. Lal Gece işte böyle başlıyor.