Film
Son
Aslında hiçbir şey göründüğü gibi değildir. Mutlu bir evlilik… Birbirine aşık bir karı-koca… Çocuklarının üzerine titreyen anne-baba… Şüphesiz, yalansız, güven dolu bir ilişki… Bir gün tüm hayatınızın aslında koca bir yalandan ibaret olduğu gerçeği yüzünüze bir tokat gibi çarpabilir… Üç tip kadın vardır: Eviyle evli olan, çocuğuyla evli olan, kocasıyla evli olan... Aylin ilk günden beri kocasıyla evli olan kadınlardan olmuştu. Evlilikleri boyunca bir gün bile şüphe duymamıştı Selim’den… Bir gün bile yalan söyleyebileceğini düşünmemişti, aldatılacağını aklına getirmemişti. Ta ki o güne kadar… Bir uçak kazası haberi ile hayatı alt üst olana kadar… Onların “Son”u nasıl olacak?
Film
Adını Feriha Koydum
Adeta bir Türkiye gerçeğinin anlatıldığı dizide, pırıltılı Etiler dünyasının gölgesinde yaşayan bir kapıcı ailesinin, hayatla imtihanına yer veriliyor.
Dizide, ailesiyle beraber yaşadığı bodrum katından hayallerinin dünyasına seçkin bir üniversiteyi burslu olarak kazanması ile giren Feriha'nın ve ailesinin hayatı ve başlarından geçen olaylar anlatılıyor.
Kapıcının güzel kızı kendi dünyasından çıkıp, yarattığı yalan dünyanın prensesi olacaktır. Ne var ki, bir genç kızın küçük pembe bir yalan üzerine inşa ettiği yeni dünyası ailesini de çevresindeki herkesi de yutacak ve anne kızın gerçek hayatla mücadelesi adım adım geri dönüşü olmayan bir savaşa dönüşecektir.
Film
Fatmagülün Suçu Ne
Bir kıyı kasabasında kendi halinde yaşayan köylü kızı Fatmagül, o gün deniz kenarında çamaşır yıkarken, sarhoş beş gencin tecavüzüne uğrar. Bu toplu saldırıdan sonra gençler yakalanırlar. Saldırgan burjuva çocuklarının içinde Kerim adlı bir köylü çocuğu vardır. Gençlerin hapisten kurtulması için içlerinden birinin Fatmagül ile evlenmesini gerekmektedir. İşte zengin çocukların, yani arkadaşlarının çevresindeki kişilerin aracı olması Kerim'i böyle zorunla bir evliliğe iter. Kerim, Fatmagül'la evlenince hem kendi hem de arkadaşları özgürlüklerine kavuşurlar. Kasabanın horlandığı ve kötü gözle baktığı Fatmagül'le evlenmek Kerim'i giderek hırçınlaştırır. Karısını döver, hakaret eder... Ne var ki, bu zorunlu birliktelik bir süre sonra insalcıl bir sevgiye dönüşür.
Film
Seksenler
1980’li yıllara komik bir bakış… Türkiye’nin 32 yıllık geçmişinin ve değişiminin hikâyesi… Klasik bir Türk ailesi üzerindeki etkilerini hedefleyen eğlenceli bir dönem sit-com’u olan dizide sosyal hayattaki değişimin, hayatımıza giren yeniliklerin bizleri nasıl etkilediğini gözler önüne serecek… Seksenler dizisi bize kaybettiğimiz insani değerleri yeni nesillere tekrar kazandırmak amacıyla geçmişe yapılmış eğlenceli bir yolculuk olacak. Seksenler dizisi o yılları yaşamış olanlar kadar yaşamamış olan gençlerin ve çocukların da ilgisini çekecek. Bir çocuk sobayı, merdaneli makineyi, pul yapıştırıp yolladığımız mektupları, anket defterlerini, siyah önlükleri, kolalı yakaları, sokaklarda koşturarak sürdüğümüz telli arabaları, misket dolu torbaları ilk defa bu dizide görecek.
Film
Kuzey Güney
Kuzey deli dolu, isyankar, öfkesini kontrol etmekte güçlük çeken, gözükara, haksızlığa tahammülü olmayan, sabırsız ve sözün yetmediği yerde yumrukları ile konuşan, bu yüzden de küçüklüğünden beri başı bir türlü dertten kurtulmayan bir genç, Güney ise kardeşi Kuzey’in tam tersine; sakin, sabırlı, düşünmeden adımını atmayan, çalışkan bir genç. Zıt karaktere sahip bu iki erkek kardeşin en onemli ortak noktasıysa; ölesiye aşık oldukları Cemre.
Film
Leyla ile Mecnun
Aynı gün dünyaya gelen iki bebek, hastanedeki yatak sayısının azlığından dolayı yan yana yatırılırlar. Ailelerinin "doğar doğmaz birbirlerini buldular" demesiyle, beşik kertmesi yapılan çift, isimlerini efsane âşıklar "Leyla ve Mecnun" dan alırlar...
Leyla ve Mecnun’un beşik kertmesi yapılmasının üzerinden yirmi beş yıl geçmiştir. Leyla İstanbul Üniversitesi’nde, Mecnun ise Açık Öğretim’de okumaktadır. Her ikisinin de birbirlerinden haberi yoktur. Bir sabah, ailesi Mecnun’a durumu anlatır ve Leyla’yı istemeye giderler. Mecnun bu durumdan rahatsız olsa da ailesinin zoruyla Leyla’nın evine gider. Uzun süredir görüşmeyen iki ailenin tartışmasıyla sonlanan ziyarette Mecnun, Leyla’yı görmüş ve görür görmez de âşık olmuştur. Mecnun Leyla’nın peşinden koşmaya başlar. Onunla tanışmak ve onu etkileyebilmek için ne yapacağını bilemeyen Mecnun, bir gece rüyasında Aksakallı Dede’yi görür. Ancak Aksakallı Dede’nin rüyalarından çıkıp Mecnun’la beraber yaşamaya başlamasıyla durumlar iyice karışır.
Film
Yalan Dünya
Antakyalı inşaatçı Kocabaş Ailesi, hem inşaat şirketlerini hem de evlerini İstanbul’un Cihangir Semti’ne taşımışlardır. Tadilat ve dekorasyonunu yeni bitirdikleri binanın en üst katındaki büyük, teraslı dairede, Cihangir’in yenileri olarak, yaklaşık bir yıldır yaşamaktadırlar. Kocabaş Ailesi’nin reisi Şehmuz Bey, 62 yaşında ve otoriter bir babadır. Anne Servet Hanım ise 53 yaşında dünyayı kendi kurallarına göre yorumlayan, sonradan görme bir kadındır. Oğulları 35 yaşındaki Rıza, bekar, bıçkın ve aynı zamanda duygusaldır. Kızları Gülistan ise biraz erkeksidir. Kocasına aşık olmasına rağmen evliliği problemlidir. Damatları Selahattin de tam bir çakaldır. Torunları 19 Yaşındaki Orçun ise biraz karanlık tavırlıdır. Damatlarının ikiz kardeşi 41 yaşındaki Ahmet başarısız bir oyuncudur. Kalabalık nüfuslu bu aile ile Dil-Tarih mezunu, ara sıra dizilerde bölüm oyunculuğu yapan 35 yaşındaki, boşanmış, İzmirli Deniz’in yolları yeni başlayacak bir dizinin ilk bölümünde küçük bir rol oynamak için İstanbul’a gelmesi ile kesişir. Deniz’in yanında, sadece İstanbul’da bir gün geçirmek için ona eşlik eden, hafif serseri, hayatına nasıl yön vereceğini bilemeyen kardeşi Bora (26) da vardır. Fakat setteki ilk gün yaşanan beklenmedik olaylar sonucu Deniz bir bölüm oynayacağı dizinin başrolüne zorunlu ve ani terfi eder. Artık İstanbul’da yaşayacaktır. Kardeşi Bora da yakaladığı altın değerindeki bu fırsatı kaçırmak istemez. Bir takım tesadüfler ve yanlış anlaşılmalar sonucu Deniz, erkek kardeşi, dizideki diğer iki rol arkadaşı Açılay ve Emir ile birlikte Şehmuz Bey’in hem kiracısı hem de komşusu olurlar. Artık Cihangir’in en muhafazakar, en pederşahi Anadolu ailesinin yanı başında, 4 bekarın yaşadığı, dağınık, neşeli, partici bir bekar evi vardır! Üstelik her iki dairenin de kapıları ortak terasa açılmaktadır.
Film
Behzat Ç.: Seni Kalbime Gömdüm
Bir ihbar üzerine Gençlik Parkı’na giden cinayet büro ekipleri, gömülü bir tabut bulurlar. Tabuttaki yaşlı kadın emekli bir polisin annesidir. İlk defa böyle bir cinayetle karşılaşan Behzat Ç., emekli polisi araştırmaya başlayınca bir takım engellemelerle karşılaşır. Emekli polis, teşkilât içinde Avarel Memduh olarak bilinmektedir, suçu üstlenen kişi ise kendisine Red Kit demektedir.
Film
Eylül
Eylül, Yusuf adında genç bir adamın hüzünlü hikayesi. Yusuf'un sınırlı dünyasını kadın-erkek ilişkilerine odaklanarak ortaya koyan, çarpıcı bir yaşam kesiti.
Yusuf'un karısı Aslı (Görkem Yeltan) akciğer hastalığı yüzünden hastaneye yatırılmıştır. Bu içine kapanık kadın, kanser şüphesiyle ağır bir kötümserlik yaşıyordur. Aslı'nın ölüm korkusu ve yalnızlık duygusu öyle derindir ki kocası Yusuf'u (Turgay Aydın) kendi derdine ortak etmeyerek onu da başka bir yalnızlığa iter. Genç karı-koca, hastalık süreciyle birlikte birbirinden yavaş yavaş kopmaya başlar.
Film
Sinyora Erica İle İtalyan Olmak
Sinyora Enrica kendisini yıllar önce, arkasında oğlunu da bırakarak terk eden kocasından sonra, hiç bir erkeği kapısından bile içeri sokmamaktadır. Geçimini sağlamak için evindeki boş odaları sadece kız öğrencilere kiralar, ek iş olarak terzilik yapar ve bir pazarda çalışır... Ancak yıllarca bozmadığı bu kuralı, yağmurlu bir gecede, yanlış anlaşılma sonucunda evine gelen bir Türk öğrenci için bozar. Önceleri evinin kapılarını bu yabancıya açmak istemeyen Sinyora Enrica, sadece evini açmakla kalmaz, yıllarca kilitli tuttuğu kalbini de bu Türk gencine açar...
Film
Küçük Günahlar
"'Küçük Günahlar', aynı kıza âşık olan iki farklı kuşak temsilcisi erkeğin üzerinden, 12 Eylül ve uzantısı hayatımızın travmatik yanlarına göz atıyor. Film, savrulan hayatların ardındaki irili ufaklı günahlara göz atarken, meseleye ruhunu veren asıl öğenin, 'vicdan' olduğunun altını kalın çizgilerle çiziyor."
Yertsiz yurtsuz görünümündeki Melik (Berke Üzrek), bir reklam ajansında grafikerlik yapmaktadır. Yeteneklidir ama hiçbir şeye karşı yeterince tutkusu yoktur. En azından, patronu görünümündeki Nazan'ın iddiası bu yöndedir. Çizdiği bu aykırı gizemli hava, bir bakıma onun için bir maskedir. Zaten bu maske özellikle kadınlarla olan ilişkisinde fazlasıyla işe yaramaktadır. Lakin takıldığı evin önünden, her gün geçen bir kız, kendisini günü birlik sevdalardan kurtaracak bir seçenekmiş gibi görünür. Peşine düşer, izini sürer. Takip onu, ellili yaşlardaki İsmet'in (Macit Koper) evine götürür. Âşık olduğu Şilan (Esra Ruşan), İsmet'in sevgilisidir. Derken ağabeyi politik bir suçlu olan genç kız, polis tarafından içeri alınır. Melik, gerekli müdahaleleri yaparak Şilan'a yardımcı olur. Ve fakat işler giderek sarpa sarar, bu üçlü ayak, ayakta kalamaz hale gelir.
İçerik
Türkiye'nin Kennedy Ailesi Menderesler’in hayatı dizi oluyor: Ben Onu Çok Sevdim
1996 ve 1998 yıllarında Aksiyon Dergisi'nde Menderes ailesinin portresi Kennedy adıyla yan yana yazılmıştı
İçerik
O Ses Türkiye, ses yarışmasından ziyade şov programıdır!
O Ses Türkiye’nin misyonu iki sezondur tartışıldı, tartışılıyor... Yarışmayı beğenerek takip ettiğimi, sadık bir izleyicisi olduğunu söylemeli, Acun Ilıcalı’nın yapımcısı olduğu hiçbir diğer iş için aynı yorumu yapamayacağımı da parantez içinde belirteyim. Yani ben reality şov izlemekten zevk alan, yarışma ve realitynin iç içe geçtiği formatları takip eden bir yazar ve izleyici değilim ama O ses başka...
İçerik
Muhteşem Yüzyıl, Türkiye’nin yarasına tuz dökecek mi?
Ebu Suud Efendi karakteri malumunuz Tuncel Kurtiz’in usta oyunculuğuyla Muhteşem Yüzyıl’da ekrana gelmeye başladı. Sultan Süleyman’ın şeyhülislam titrini layık gördüğü Ebu Suud Efendi dizinin ilerleyen bölümlerinde eylemleriyle yalnız senaryoda değil, izleyici arasında hatta belki de siyasi arenada da tartışma yaratacak. Zira aynı isim Muhteşem Yüzyıl’dan önce Başbakan Erdoğan’ın demeçlerine konu olmuştu