İçerik
Malatya, Einstein, Quvenzhané Wallis ve Diğerleri
3. Malatya Uluslararası Film Festivali gayet renkli geçiyor. Her biri ayrı ayrı anlatılmaya değer gezilerin yanına, daha önce görme fırsatı bulamadığım yabancı filmleri de eklersek, dört dörtlük bir festival geçirdiğimizi söyleyebilirim.
İçerik
Malatya, kayısıdan ibaret değil!
3. Malatya Uluslararası Film Festivali, kendi adıma resmen film gibi geçti, gezdim, tozdum, iliklerine dek bir kenti yaşadım. İstanbul, Adana ve Antalya'da da yarışan filmlerin hepsini izlemiştim, haliyle Malatya'nın, kayısıdan ibaret olmadığına ve Malatya Malatya bulunmaz eşin türküsünün doğruluğuna şahitlik etmek kaldı geriye...
İçerik
Malatya'da gezerken de film izliyor gibiyiz!
Bana göre her festivalin farklı bir dokusu var. Bu sene üçüncüsü yapılan Malatya Film Festivali yerli yapımlarda Antalya ve Adana'nın devamı misyonunu üstleniyor.
İçerik
Popüler Sinema, Kristal Kayısı'nın nabzını tutuyor: 2.Gün
Malatya Film Festivali, Popüler Sinema yazarları için verimli geçtiği kadar okurları için de verimli geçecek... İlk günden itibaren yoğun bir programla devam eden festivalin eleştirilecek pekçok yanı olsa da pekçok artıya da sahip. Güzel bir film seçkisi ile izleyiciyi heveslendiren festivalin en büyük handikapı çok film ve az salon çelişkisi nedeniyle neredeyse her filmin bir defa gösterilmesi.
İçerik
Kristal Kayısı Uluslararası seçkisiyle öne çıkıyor!
Malatya Film Festivali, sinema düşkünleri için tam bir keşif alanı... Sinema yazarımız Murat Tolga Şen Malatya'dan yazıyor.
İçerik
Aşk hayal olduğu sürece iyidir!
Lütfen Beni Öldürme / Stranger Than Fiction yazar Karen Eiffel’in ana karakteri Harold Crick’i nasıl öldüreceği üzerine bir filmdi. Karakterin yazara müdahalesi gerekir zira yazar onun yazdıklarını anında yaşadığını bilmez. Ruby Spark / Hayalimdeki Aşk da bu minvalde giden bir film. Ama daha duygusal, çünkü karakterine aşık olan bir yazar hakkında…
İçerik
Bir, iki, üç... Daha fazla Çanakkale...
Çanakkale Savaşı'na dair iki film, resmen peş peşe geldi. Önce “Çanakkale Çocukları” ardından da “Çanakkale 1915”, daha sırada Serdar Akar'dan “Çanakkale” ve Mahsun Kırmızıgül'den “57. Alay” var. Evet, şimdilik dört film... Peki, üç sene sonra savaşın 100. yıldönümünde kaç film çekilecek acaba? Meraktayım! (Kendi adıma Peter Weir'in yönettiği Gelibolu (Gallipolli) filmini aşacak bir yapım çekilsin isterim)
İçerik
Kimliğinden utanmayan bir Çanakkale filmi
Sinan Çetin’in Çanakkale Çocukları travmasından sonra modern Türkiye’nin doğuşunu müjdeleyen Çanakkale Savaşı’nı doğru bir şekilde sinemalaştıran Yeşim Sezgin’in Çanakkale 1915 filmini sakın kaçırmayın…
İçerik
Yollar, Festivaller, Filmler...
Bu ülkede kaç film festivali var? Çok… Ama gerçekten kaç tane diye sorarsanız cevap kısacık bir sayı: üç… İstanbul Film Festivali, Adana Altın Koza, Antalya Altın Portakal… Eğer heves sönmez de yaşamaya devam ederse belki Malatya…
İçerik
Popüler Sinema yazarlarının Altın Portakal favorileri
Altın Portakal'ın günbegün nabzını tutan festivalin en dinamik ekibi, "Portakal"daki kendi favorilerini seçti.
İçerik
Popüler Sinema, Altın Portakal'ın nabzını tutuyor: 4.Gün
Adana’dan sonra Antalya macerasının ortasındayız. Dördüncü günü de yazmak bana kaldı.
İçerik
Popüler Sinema, Altın Portakal'ın nabzını tutuyor: 3.Gün
49. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali bütün hızıyla devam ederken, festivalin, ulusal yarışma bölümü özelinde, geçen seneye oranla çok daha verimli geçtiğinin altını çizmek lazım.
İçerik
Popüler Sinema, Altın Portakal'ın nabzını tutuyor: 2.Gün
Altın Portakal Film Festivali’nde 2. Günü yaşıyoruz ve festival katalogu halâ çıkmış değil. Basın odasındaki bilgisayardan Altın Portakal’ın web sitesine girmeye çalışıyorum ama o da açılmıyor. Kırk dokuzuncusu düzenlenen bir festivalde, Türkiye’nin en köklü film festivalinde artık bu tip sorunlar yaşanmamalı.
İçerik
Popüler Sinema, Altın Portakal'ın nabzını tutuyor: 1.Gün
Bu yıl 49. Kez yapılan seneye 50. yıla giriş yapacak olan Uluslararası Antalya Film Festivali her zaman ki gibi bol onur ödülleriyle açıldı. Açılış her yıl kanıksadığımız üzere Cam Piramitte yapıldı. Birçok basın mensubu arkadaşım gibi ben de açılışı ekran başında izlemeyi düşünüyordum ama sonra kararımı değiştirdim ve salonda yerimi aldım. Ömür Gedik konseri ve ödüllerle devam eden gecenin konsepti genel olarak durağandı.
İçerik
Ah o erkek kalçaları!
Soderbergh o kadar fazla film çekiyor ki o yüzden çekeceği konularda daldan dala atlıyor, neredeyse tarz olarak birbiriyle benzerlik bile arz etmiyor. Magic Mike bize Striptiz Kulübü adıyla çevrilen film kadınlar için görsel bir ziyafet. Zaten filmin arka planında akan o kadar saçma bir hikayesi var ki, oraya dönünce rayting ölçümü yapılsa anında düşer yani!
İçerik
Tartışmalar, ödüller..vs.
Belki abartıyorum ama jürilerinden birinde görev aldığım bir festivalin bir parçası olmuşum gibi de hissediyorum kendimi, tabii Türkiye’deyse o festival. Adana Altın Koza’da Şenay Aydemir ve Coşkun Çokyiğit’le birlikte Siyad jürisiydik ve şimdi bana festivalin bir parçası olmaktan eleştirmenliğe geçiş bir miktar zor geliyor.
İçerik
Araf’ta kalan insanlar
Siz bu yazıyı okurken Adana’da Altın Koza ödülleri açıklanmış olacak. Festival filmlerinden favorilerim arasında olan Araf’ın ödül almış olacağını tahmin ederek yazıyorum bu yazıyı.
İçerik
Popüler Sinema, Altın Koza'nın nabzını tutuyor: 5.Gün
Adana Altın Koza Film Festivali'ni sırayla yazıyoruz, Murat Tolga Şen, Banu Bozdemir, Murat Kızılca, Serdar Akbıyık derken, yarışma filmlerinin gösteriminin tamamlandığı beşinci günü anlatmak da bana düştü. Ancak Serdar Akbıyık'ın düz anlatım yerine, neşeli ve esprili bir anlatım yolunu seçmesi, hevesimi kaçırdı. O maceradan maceraya koşarken, ben video gösterim odasında tamamladım koca günü... Şimdi ne anlatayım, loş bir odada, önümde bilgisayar, kaçırdığım filmleri izledim teker teker mi diyeyim, haylı sıkıcı, gayet bunaltıcı. Video izlemenin, sinemada olmaktan daha keyifli olduğu anlar, elbette var. Bazı sanat filmlerini hızlandırmak gibi, misal... Ancak 'Rüzgarlar' filmini hızlı hızlı geçmek de işe yaramadı, ben hızlandırdıkça sanki o, inadına yavaşlıyordu. Esnemekten çenem çıktı, harbiden beni aşıyordu bu film, donmuş kalmış gibiydi resmen sahneler...