İçerik
Dersim’de doğa, film ve özgürlük….
Bir festivale giderken, öncelikle de ilk defa gideceğim bir yerse nasıl bir yere gidiyorum düşüncesiyle giderim. Dersim / Tunceli hakkında çok şey duyduk yıllarca, çeşitli gündem maddeleri oldu Dersim’in… O yüzden muhteşem doğasıyla baş başa kalmış, kendisini doğaya adayarak kendinden geçmiş insanlarla karşılaştım… Babamın yıllar önce Hozat’ta görev yaptığını bildiğim için (daha ben doğmadan) Hemen babamı aradım Tunceli’deyim dedim… Babamın sesi heyecanlıydı, orası çok demokrattır, halkının yüzde doksanı okumuştur ve doğası harikadır dedi… Evet gerçekten de gittiğim diğer doğu illerinden farklıydı…
İçerik
Bir tür doğa 'Slasher'ı
Gri kurt, avcının av olma hikayesini bir tür doğa slasher'ına çevirerek aktarıyor. Bir grup, ait olmadıkları yabancı bir ortamda terörize edilerek teker teker avlanıyor ve biz acaba sona kim kalacak diye merak ediyoruz. Aslında merak ediyoruz denemez çünkü hikaye Liam Neeson'un oynadığı Ottway karakterini o kadar öne çıkarıyor ki biz sona kadar gidecek kişinin kim olduğunu biliyoruz.
İçerik
Belki de en iyisi doğaya sığınmak…
İnsanın doğayla çatışmasını konu alan filmleri merakla izlerim, içinde büyük oranda intikam barındıran, insanın her şeye tepeden bakan gücü karşısında doğanın onun bileğini büküverdiğini düşünürüm. Ama bazen doğanın tepesi atar ve insanoğlunu içinden çıkamadığı psikolojik durumlara sokar. Örneğin Antichrist’de insanın doğasının fazlaca bozulduğuna, Melancholia’da insanın üzerine abandığına, İnce Kırmızı Hat’ta ise insana fazlasıyla ‘anlamsızlık’ bahşettiğine tanıklık etmiştik.