Film
Aşkım Benim
Georges Duroy, beş parasız ama yakışıklı, bekar ve oldukça çekici bir askerdir. Yoksul hayatından kurtulup zengin Paris sosyetesi içine girmeye kararlı olan Duroy, bunun en kolay biçimde asilzadelerin eşlerini baştan çıkartarak mümkün olduğunu keşfeder. Başta kendisini himayesine alanların eşleri olmak üzere genç yaşlı çıkarı olan tüm kadınları 'mutlu eder'. Fakat içlerinden birini Clotilde de Marelle diğerlerinden daha farklı sevecektir...
Film
Teksas Ölüm Tarlası
Teksas eyaletinde yerel polis dedektiflerinden Mike Souder ve New York'tan gelen ortağı Brian Heigh, kadın kurbanlarının bedenlerini çalılıklara atan bir seri katilin izini sürerler. Şimdiye kadar bulunan 60 kadın cesedi vardır. Fakat kadın bedenine takıntılı bu seri katil bir anda yön değiştirir ve bu sefer kendisini izleyen polisleri hedef alır. Her cinayet mahallinde kendisinden bir iz bırakır ama dedektiflerden hep bir adım önde olmayı da başarır. Kasaba sakinlerinden Anne Sliger kaçırılınca, iki dedektif küçük kızı öldürmeden önce zamana karşı yarışacaktır.
Film
Siyah Ekmek
Andreu İspanya İç savaşı sonrasında Katalan bölgesindeki küçük bir kasabada hayatta kalmaya çalışan bir çocuktur. Ormanda bir baba-oğul cesedi bulan Andreu, bunu görevlilere ihbar edince bir anda babasının cinayetle suçlanmasına neden olur. Babasının suçsuzluğunu kanıtlamak için gerçek katilin aramasına yardım eden Andreu bu süreçte büyüklerin yalanlarla örülü dünyasına da adım atacaktır. Hayatta kalmak için öğrendiği değerleri göz ardı edip, kendi içindeki canavarla yüzleşmesi gerektiğini fark edecektir...
Film
İlk ve Son Aşkım
Dünyaya büyük bir meteorun çarpacağını ve her şeyin yok olacağını hesaplayan bilim adamları Penny ve Dodge’ın yakınlaşmasını hesaba katmadılar anlaşılan. İşte karşınızda bir “Dünyanın sonu yaklaşıyor!” filmi daha. Ancak bu kez işin içinde biraz komedi, biraz aşk var. Her ne kadar Keira Knightley ve Steve Carell’in kimyalarının tutmayacağını düşünsek de, türün sevenlerini memnun edeceğe benzer bir film.
Film
Sığınak
Ohio’da eşi Samantha ve işitme engelli kızı ile mutlu yaşayan Curtis’in hayatı, görmeye başladığı kâbuslarlarla değişir. Ruh sağlığı bozulmaya başlayınca bir uzmana danışır. Ancak yine de korkularına yenik düşer ve ailesini korumak için arka bahçede bir sığınak hazırlamaya başlar. Yaklaşan tehlike gerçek bir kasırga mı, yoksa ruh sağlığı bozulan Curtis midir?
İçerik
Hacksaw Ridge - Savaş Vadisi
2.Dünya savaşı sırasında yaşanan dini inançları ön planda olan böylesine dramatik bir hikayeyi savaş filmine (özellikle savaşa sahnelerinin arasına bile) güzelce çiçek gibi yerleştirmek tam Mel Gibson’a yakışan bir iş.
İçerik
The Making of the Mob: New York - Yarı Belgesel Bir Gangster Draması
Dizinin belgesel ve drama ile iç içe geçmesi, birçok konuda izleyicinin aydınlanmasını sağlarken özdeşlemenin de önüne geçiyor ve son bölümlerine doğru ise dramatik kısım biraz daha ağır basıyor.
İçerik
PHOENIX - Yüzündeki Sır
Phoenix (Yüzündeki Sır), bir yeniden doğuş hikayesini anlatıyor. Biraz durağan başlayan film, savaşın insan hayatını nasıl değiştirdiğini anlatan kara film tadında etkileyici bir dram örneği.
Film
The Wire
Baltimore, Maryland'de geçen bir drama dizisidir.dizinin yapımcısı ve yazarı, eski polis muhabiri David Simon'dır.
Dizinin her bir sezonu Baltimore şehrinin ayrı bir yüzüne odaklanmıştır. Bunlar sırasıyla, uyuşturucu trafiği, liman, şehir yönetimi ve bürokrasi, eğitim sistemi ve yazılı basındır. Geniş oyuncu kadrosu, genelikle diğer rolleriyle fazla ünlü olmamış karakter oyuncularından oluşur. Simon dizinin bir suç draması olarak sunulmasına rağmen, "gerçekten Amerikan şehriyle, bir arada nasıl yaşadığımızla ilgili, Kurumların bizi bağımsız bireyler olarak nasıl etkilediğiyle ilgili ve ister polis, ister yükleme işçisi, ister uyuşturucu satıcısı, ister politikacı, yargıç ya da avukat, en sonunda riske girerek bağlı olduğunuz kurumla mücadele etmeniz gerektiğine ilişkin" olduğu yorumunu yapmıştı.
Büyük bir ticari başarı ya da önemli bir televizyon ödülü kazanamamış olsa da genellikle eleştirmenler tarafından gelmiş geçmiş en büyük televizyon dizilerinden biri olarak tanımlanır.
Film
Spartacus: Blood and Sand
Dizi tarihsel bir karakter olan Trakyalı asker Spartacus'ün köle olmasını ve bir gladyatöre dönüşümünü anlatmaktadır. Dizinin kaynağı Howard Fast'ın aynı isimde yazdığı kitaptır. Hikâye Milattan Önce 73-71 yıllarında Roma Cumhuriyeti'nde geçmektedir.
Trakyalı bir asker olan Spartacus sürekli baskısı altında kaldıkları Roma Cumhuriyeti ile birlikte Getaelar'a karşı savaşmak için Roma ordusuna katılır. İlk çarpışmadan sonra Spartacus doğuya doğru çekilen Getae ordusunu takip etmek yerine Karadeniz'e gitme emri veren Gaius Claudius Glaber'a karşı gelir ve köyüne gitmeye karar verir. Köyüne yaklaştığında Getaelar'ın orayı mahvettiğini görür ancak karısı kurtulmuştur. Geceyi bir mağarada karısıyla geçiren Spartacus'u sabah Roma ordusu bulur. Glaber, Spartacus'u köle olarak alır ve karısını da Suriyeli bir tüccara satar. Spartacus daha sonra Ludus'a (Batiatus'un gladyatör okulu) girer ve karısını bulmak için savaşmaya başlar.
Film
Once Upon a Time
Hepsi sonsuza kadar mutlu mesut yaşadılar.… Ya da herkesin bu cümleye inanması sağlandı. Şimdi 28 yaşında olan Emma Swan kendisine nasıl bakacağını biliyor çünkü bebekken terk edildiğinden beri o bunu zaten yapıyor ama onunda yıllar önce terk ettiği oğlu onu tekrar buluyor ve işte her şey burada değişmeye başlıyor...
Henry şimdi 10 yaşında ve Emma'nın yardımına muhtaç. Çünkü Henry aslında Emma'nın alternatif bir dünyadan geldiğine ve Pamuk Prenses ve yakışıklı Prens'in kızı olduğunu inanıyor...
Sahip olduğu masallar kitabına göre, onu Korkunç Cadı'nın lanetinden korumak için başka bir diyara göndermeleri gerekiyordu bu sayede cadı masallar ülkesinde kapana kısılmış, zamanda donmuş olacaktı ama tabi ki Emma bu hikâyenin bir kelimesine bile inanmamaktadır.
Emma bu küçük çocuğu alıp yaşadığı yer olan Storybrooke'a götürür fakat Henry'nin durumuna endişelendiğini için bir süre orda kalmaya karar verir. Orda geçirdiği zamanda Storybrooke'ta çok daha değişik şeyler döndüğünden şüphelenecektir. Orası sihrin unutulduğu ama gücünün de çok yakında hissedildiği, tüm masal karakterlerinin yaşadığı ama bir zamanlar kim olduklarını hatırlamadıkları bir yerdir.
Tüm dünyaların geleceğe dair verecekleri bu epik savaşta Emma'nın kaderini kabullenmesi ve çılgınlar gibi savaşması gerekmektedir...
Film
The Sopranos
New Jersey’de bir American-İtalyan mafya ailesi patronu Tony Soprano’nun meslek, suç, şiddet, aile, adalet ve dostluk kavramları arasındaki denge kurma mücadelesi.
The Sopranos HBO ve Chase Films tarafından hayata geçirilmiş, çekimleri New Jersey’de yapılmıştır. The Sopranos bir çok ödül kazanmasının yanında(21 Emmy Ödülü, 5 Altın Küre dahil), Amerikan dizi yazarlarının çoğu tarafından gelmiş geçmiş en iyi TV dizisi olarak gösterilmiştir. Dizi 6 sezon devam etmesi ve büyük beğeni toplaması ile Amerikan popüler kültüründe de önemli bir yer kazanmıştır. Dizideki pek çok sahne, diğer televizyon programlarına konu olmuş, Tony Soprano’nun yaşamı bu programlarda tartışılmış, dizi hakkında karakter analizi konulu kitaplar yazılmış, bir bilgisayar oyunu yapılmış ve başta dizi müziklerini içeren albümler olmak üzere pek çok ticari ürüne ilham vermiştir.
Film
The Walking Dead
Bir zombi kıyametinin sonrası...
Silahlı bir çatışmada vurulduktan sonra komaya giren şerif yardımcısı Rick Grimes, hastanede tek başına uyanıyor. Komadan uyandığında hastanenin ve yaşadığı kasabanın tamamen terk edilmiş olduğunu gören polis şefi Grimes'in dünyası bir daha eskisi gibi olmayacaktır.
Ailesinin bu korkunç saldırıdan kurtulan şanslı insanlar arasında olduğuna inanan Rick, onları bulmak için yola koyuluyor. Fakat ailesine ulaşmak için aç zombileri aşması, geçmişinden şeytanlarla savaşması ve insanlığını sorgulaması gerekiyor. Rick Grimes önderliğinde küçük bir grup insan, zombi ordularından uzakta kendilerine yeni bir ev aramak için Birleşik Devletler genelinde seyahat etmektedir ve gün geçtikçe hayatta kalma koşulları zorlaşır. Rick ve diğerleri bu korkunç yeni dünyada savaş verirken insanlıklarına sığınabilecekler mi?
Film
Lost
Oceanic Havayolları'nın 815 sefer sayılı uçağının gizemli bir adaya düşmesiyle adada mahsur kalan kazazedeler, hayatta kalma mücadelesi verir ve yabancılara karşı birlikte hareket ederler. Yaşamları, kutup ayıları, ormanın içinde dolaşan görünmeyen bir yaratık ile Diğerleri diye bilinen adanın kötü niyetli sakinleri gibi gizemli varlıklar tarafından tehdit altındadır.
Bu adada mahsur kalan kişiler arasında değişik karakterler mevcuttur; bir cerrah, bir iletişim subayı, bir rock yıldızı, bir kanun kaçağı, bir inşaat işçisi, bir dolandırıcı, bir milyoner ve daha birçok enteresan özelliğe sahip insan...Bu insanlar, daha adadaki ilk günlerinde adanın mistik güçlere sahip olduğunu farkederler. Uçak kazasında hayatta kalmayı başarmışlardır, ancak asıl hayatta kalma savaşı şimdi başlamaktadır. Adadakiler, hayatta kalmak için birlik olmanın gerekliliğini henüz çözemeden, bazı kişiler arasında kavgalar çıkmaya başlar. Ama sonradan başlarına gelen trajik olaylar, onları birlik olmaya iten bir sebep olur. Çok geçmeden, adada yalnız olmadıklarını anlarlar. Adaya 16 yıl önce gelmiş birilerinin bıraktığı imdat çağrısını duyarlar. Bütün bu trajik olaylara bir deyeraltına açılan gizemli bir kapı da eklenince, adadakiler için hayat iyice zorlaşır.
Film
Prison Break
Bir inşaat mühendisi olan Michael Scofield (Wentworth Miller) Başkan Yardımcısı'nın kardeşini öldürmek suçuyla idam cezasına çarptırılan ağabeyi Lincoln Burrows'u (Dominic Purcell) kurtarmak için tüm yasal yolların tükendiğini farkedince işi kendisi halletmeye karar verir ve kusursuz bir hapisten kaçış planı hazırlar.
Michael göstermelik bir banka soygunu düzenler ve cezaya çarptırılır. Sağlık sorunlarını bahane eden Michael, ağabeyinin bulunduğu Fox River Eyalet Hapishanesi'ne gönderilir. Michael, içeride beklenmedik durumlarla karşılaşır ve ağabeyini kaçırmak için girdiği hapishaneden 8 kişiyi daha kaçırmak zorunda kalır. Bu sırada planlarını hayata geçirmek için revir doktoru Sara Tancredi'yi (Sarah Wayne Callies) ve hapishane müdürü Henry Pope'u kullanır. Bu sırada da Sara'ya aşık olur. Michael'ın kaçış planında azılı gardiyan şefi Brad Bellick (Wade Williams) onun planını zora sokmaktadır.
Film
Breaking Bad
52 yaşında, lisede kimya öğretmeni olan Walter White (Bryan Cranston), maddi açıdan ailesinin gereksinimlerini karşılayabilmek için araba yıkamacısında ek iş yapmaktadır ancak bir süre sonra ileri derecede akciğer kanseri olduğunu ve çok kısa bir ömrünün kaldığını öğrenir.
Dizide Walter White ailesine para bırakabilmek için, uyuşturucu yaptığını bir rastlantı sonucu öğrendiği eski öğrencisi Jesse Pinkman (Aaron Paul) ile birlikte metamfetamin işine girer. Kimya konusunda çok başarılı işlere imza atmış öğretmen ile uyuşturucu piyasasını iyi bilen eski öğrencisi, yüksek kalitede ve saflıkta metamfetamin üreterek uyuşturucu ticaretine başlarlar. "Şimdiye dek, namusum ve şerefim ile dürüst bir insan olarak yaşadım, ancak kanserden başka bir sonuç elde edemedim." diye düşünen Walter White'ın bundan sonra ki geleceği, yaşanan olay örgüsüyle birlikte sadece kendisini ve ailesini değil, beraberinde tanıdığı/tanımadığı herkesin geleceğini değiştirecektir.
Film
Dexter
Dexter’la tanışın…Karanlık düşlerine şahit olun..
Gündüzleri adli tıp polisi, geceleri ise seri katil, üstelik ikisinde de çok başarılı. Bir katili bir başka katilden daha iyi kim anlayabilir!
Öldürme arzusu dışında insani duygulardan yoksun doğan Dexter, ahlaki değerleri olan bir seri katil: Sadece yasaların elinden kaçmayı başaran canileri öldürüyor.
Üç yaşında öksüz ve yetim kalan Dexter, bir polis tarafından evlat edinilmiş. Yeni babası, Dexter’ın karakterindeki karanlık tarafı çok geçmeden fark etmiş ve onun önü alınamayan şiddet arzusunu, insan öldürenleri öldürmeye kanalize etmesini sağlamış. Bunun sonucunda Dexter, hem seri cinayet işleyenleri hem de kanundan yakasını kurtaran diğer katilleri kendine hedef olarak seçmeye başlamış.
Dexter Morgan içindeki müthiş öldürme arzusuna karşın, günlük hayatta insanlarda hayli sakin, iyi huylu ve kendi halinde bir adam izlenimi bırakıyor. Sempatik görünümü sayesinde, kimse onun böyle bir “karanlık tarafı” olabileceğinden şüphelenmiyor: Sevgilisi Rita da, kız kardeşi Debra da, patronu da… Sadece mesai arkadaşı Doakes, onda bir tuhaflık olabileceği hissine kapılıyor.
Film
House M.D.
Doktor Gregory House, New Jersey'deki Princeton-Plainsboro Hastanesi'nde bulaşıcı hastalıklar ve nefroloji konusunda uzman ünlü bir doktordur. Başkanlık yaptığı Tıbbi Tanı Uzmanlığı Departmanı'nda hastalığı bulunamayan hastaları 3 kişilik ekibiyle birlikte iyileştirmektedir. Yine bazı vakalarda en yakın arkadaşı ve hastanenin onkoloji bölümü şefi doktor James Wilson ona yardım etmektedir. Ekibinde, Eric Foreman (Nörolog, Sinir Sistemi Uzmanı), Robert Chase (Kardiyoloji ve Yoğun Bakım Uzmanı) ve Allison Cameron (İmmünolog, Bağışıklık Sistemi Uzmanı) bulunmaktadır.
House başarılı bir doktor olmasına rağmen hastane kurallarını ve yasaları umursamaz tavrı sürekli onun başına işler açar. Bu yüzden bir çok hastane değiştirmiştir. Hastane yöneticisi Lisa Cuddy, House'ı işe almadan önce onun bu özelliğinden haberdardır. Lakin kendisinin House'u dengeleyebileceğini ve onu göz altında tutabileceğini düşünmektedir.
Film
Uçurum
Herkes her gün işinde… Günlük rutin devam ediyor… Ancak bir uçurumun kenarında yürüdüğümüzü fark edemiyoruz… Ta ki, kaybettiklerimiz canımızı acıtana kadar… Hayallerimiz, sevdiklerimiz, geleceğimiz geliyor aklımıza uçurumun kenarında… Bir fil şeridi gibi geçiyor yanımızdan… Yardım edecek, uzanacak bir el arıyor kalbimiz… Uçurum, günlük yaşam koşturmacası sırasında fark etmediğimiz ancak korunaklı hayatımızın zırhı çıktığında gözler önüne serilen korkular, tehlikeler ve bunlar arasında yaşam mücadelesi veren masum insanlar… Evimiz, işimiz, ailemiz, arkadaşlarımız, maaşımız, sigortamız, köpeğimiz, her gün tekrar ettiğimiz korunaklı hayatımız aslında bizi bu tehlikeden koruyamıyor… Hepimiz görmediğimiz bir uçurumun kenarında sürdürüyoruz hayatımızı. Bir yanlış yol, bir geç kalmış adım, bir talihsiz kaza ve hepimiz, en yukarıdaki, en mutlu, en güçlü olanımız bile, bir gün o uçurumdan aşağı düşebilir.
Film
Al Yazmalım
Asiye, sabah erken saatte her zamanki gibi yolu uzatarak bakkaldan eve dönerken, motorkros pistinde antrenman yapan bir motosikletli görür. İlyas, yakında kasabada düzenlenecek olan festival kapsamındaki yarışa hazırlanmaktadır. Bu İlyas ve Asiye’nin ilk karşılaşmasıdır. İlk görüşte birbirlerinden etkilenirler. Asiye görücü usulü ile evlenmek istemeyen, aşka inanan bir genç kızdır.İlyas’ınsa büyük umutları vardır.
Asiye ailesi ile beraber festival alanına geldiğinde tek düşüncesi, antrenman yaparken gördüğü yakışıklı genci yarışta izleyebilmektir. Ancak havalı ve gösterişli bir kadın olan Helin’i İlyas’ın yanında görünce onu sevgilisi sanar ve kıskanır.
Yarış başladığında Asiye, tesadüfen ordaymış gibi yapan eş adayı Metin ile tanıştırılır. Asiye kendine kurulan kumpası fark ettiğinde öfkeyle ailenin yanından kaçar. Ailesinden ve eş adayından kaçan Asiye yanlışlıkla parkura girince İlyas’ın kaza yapmasına ve yarıştan elenmesine sebep olur. Yarıştan sonra festival alanında karşılaşan İlyas ve Asiye kaza yüzünden tartışırken birbirlerine ilk görüşte aşık olduklarını itiraf edemez.
Asiye kaçar, İlyas kovalar… Ve bir süre sonra Asiye kaçmaz olur. İlyas onu motorun terkisine bindirir. İkisi de evini terk etmiştir. Ve rüzgar onları nereye götürürse gitmeye karar verir.