İçerik
Araf’ın Ve Striptiz Kulübü’nün Ortak Noktası
Yeşim Ustaoğlu’nun Araf’ında yol üstü dinlenme tesislerinden birinde çalışan iki gençle birlikte onların hayatlarına giren bir kamyon şoförünün hikayesi anlatılır.
İçerik
O evlatlar sizi affeder mi?
Çanakkale Çocukları’nın basın bülteninin ilk lafı “Evlatlar da sağ olsun”. Filmi seyrettikten sonra söyleyeceğim şey o evlatlar sağ olsun tabii ama o evlatlar sizi affeder mi? Sinan Çetin’i şimdiye kadar önemsedim ve filmlerinden de zevk aldım.
İçerik
Siz yaşasanız ne olur, ölseniz kim üzülür?
Matilda (neden bütün felaketler bir kadın ismine sahiptir)? adında dev bir astreoid hızla dünyaya yaklaşmaktadır ve çarptığında dinazorların soyunu tükettiğini varsaydığımız felaketin bir benzeri insanlık için gerçekleşecektir. Onlar dünyada 65 milyon yıl cirit attılar, biz hepi topu 2 milyon yıldır buradayız ama meteor bu işte, adres sormuyor!
İçerik
Sürprizlerle dolu bir gerilim
İşkence Odası (Matryrs) filmiyle adını uluslararası alanda duyuran Pascal Laugier, ilk İngilizce filminde bir kasabada yaşanan esrarengiz olayları konu alıyor. Çocukların uzun boylu bir yabancı tarafından birer birer kaçırıldığı bu kasabada olayların üzerine giden kişi, hemşire Julia. Doğaüstü gerilim gibi başlayıp ayakları yere basan bir finale doğru uzanan Sır, sürprizi bol bir film. Julia rolünde filmin önemli yükünü taşıyan ve başarısında rol oynayan Jessica Biel var.
İçerik
Woody Allen’la yaşamak ister misiniz?
Son dönemlerde sürü sepet vizyona giren Fransız filmlerinden biriyle daha karşı karşıya olduğumu düşündüğüm için ayaklarımı sürüyerek gittim Paris Manhattan’a. Açıkçası basın bülteninde de yazanlar çok iyi şeyler vaat etmiyordu bana. Woody Allen hayranı genç bir kadının aforizmaları ne kadar ilginç olabilirdi ki? Üstelik ben tam bir Woody Allen hayranı olduğum halde bunları söylüyorum.
İçerik
Hayat Sürprizlerle Doludur!
Sevdiğim filmlerden biridir; Alice Artık Burada Oturmuyor / Alice Doesn’t Live Here Anymore… Dul kaldıktan sonra oğlu ile yeni ve zorlu bir yaşama doğru yola çıkan bir kadının zorlu yaşam mücadelesini anlatan neredeyse yarı belgesel, güçlü bir yapımdır.
İçerik
Çocuklar, Tacizcileri ve Polisler
“Polis”, 2011 yılında Cannes’da Altın Palmiye için yarıştı ve Jüri Ödülü’yle mükafatlandırıldı. Doğrusu bu ödüle çok şaşırmıştım. Maiwenn’in (Le Besco) yönettiği filmin orijinal ismi de Polis ama yanlış, çocukça yazılmış bir polis. Yani Police yerine Polisse.
İçerik
Bizi ancak sen Kurtarabilirsin!
Son 30 yılda denizlerdeki balık nüfusunun %30 aşırı avlanma sebebiyle tükendi. Böyle giderse 40 yıl sonra balık dediğimiz şeyi kitaplardan/tabletlerden göreceğiz!
İçerik
Özgürlük bizim ruhumuzda var
İkinci Dünya Savaşı sırasında Fransa’daki Müslüman gençlerin Fransa’nın özgürlüğü ve Yahudiler’i Nazi zulmünden korumak için verdikleri mücadeleyi anlatan Özgür Adam – Les Hommes Libres seyredilmesi gereken bir film...
İçerik
İz Bırakanlar Unutulmaz
En baştan söyleyelim, İspanyol korku gerilim sinemasının yüz akı yönetmenlerinden Jaume Balagueró gene kalburüstü bir işe imza atmış. Cesar ve Clara arasındaki hastalıklı ilişkiye odaklanan Ölüm Uykusu, “insanoğlu mutlu olmak için neleri göze alır?” gibi ağır sorular sorarken korku gerilim sinemasının gereklerini yerine getirmekten de geri durmuyor. Özellikle Cesar’ın bir aksilik sonucu Clara’nın dairesinde uyuyakaldığı gecenin sabahında, Clara ve sevgilisine görünmeden evden çıkmaya çalıştığı sahneler bütünü tırnak kemirten cinsten.
İçerik
Bu filmler bizi germiyor
Gerilim filmleriyle o kadar çok karşılaşıyoruz ki izleyici olarak artık kolay kolay heyecanlanmadığımızı söyleyebilirim. Korku ve gerilim filmleri özel türlerdir, kendilerine göre formülleri vardır. Bu tür filmlerin alt metinlerine istediğiniz konuyu ve eleştiriyi saklayabilirsiniz. Zaten bir korku veya gerilim filmini başarılı diye nitelememizin en büyük sebebi de bu alt metinlerde bulunan eleştirilerdir.
İçerik
Lübnan’dan Vizontele Manzaraları
Nadine Labaki’nin adını Karamel (2008) adlı filmiyle tanımıştık. Lübnanlı yönetmen, bir arkadaşıyla birlikte yazdığı filmde başrollerden birini de üstlenmişti. On parmağında on marifet olan Labaki daha ilk filmiyle Cannes’da boy göstermiş ve çok da beğenilmişti (her açıdan beğenilmişti çünkü Labaki çok da çekici bir kadın).
İçerik
Palamutunun peşindeyiz Buz Devri!
İlki 2003 yılında vizyona giren, bir toplaşma ve insanoğluna (bebeği ailesine ulaştırma azmi) yardım kampanyası gibi doğan Ice Age / Buz Devri seri açıkçası hemen dikkatleri üstüne toplamayı başarmıştı. Öyküsü çok tatmin edici olmasa da karakterlere yüklenen komiklikler ve ara espriler filmi bugünlere getiren detaylar.
İçerik
Bu da İngiliz Pastası
Gençlik komedileri sinemanın başarılı türlerinden. Özellikle 80’lerde hit yapan bu tür ara ara başarılı örneklerle kendini hatırlatmakta. 1999 yılında gençlik komedilerinin son dönem kült olmuş örneği sinemalarda kendini gösterdiğinde bir çılgınlık yarattı. Amerikan Pastası o kadar başarılı oldu ki serisi çekildi. Bu yıl da sonuncu filmi seyrettik. Avrupa sineması da kendine has olmakla birlikte aslında Hollywood’u takip ediyor. Özellikle aksiyon filmlerinde bu gözleniyor. İşte bu takipçiliğin sonunda İngilizler 2008 yılında The Inbetweeners adlı diziyi televizyon için üretti. Lisede okuyan dört kafadarın maceralarını işleyen bu dizi o kadar tuttu ki dizinin filmi de çekildi ve bu hafta biz onu sinemalarda seyredeceğiz.
İçerik
Sahil Güvensiz, Kurtar Bizi Hasselhoff!
2005 yılında çektiği, rahatlıkla ‘çılgın bir film’ diye isimlendirilebilecek Kanlı Şölen (Feast) ile ismini bir kenara not ettirmişti 1957 doğumlu yönetmen John Gulager. Kendisinden aynı lezzette farklı işler beklerken o Kanlı Şölen’e vizyon şansı bulamayan iki adet devam filmi çekmeyi tercih etti.
İçerik
Nedir Bu Kadınlardan Çektiğimiz!
Gizemli Kadın, ülkemizde geç gösterime giren filmlerden… Yönetmeni Pawel Pawlikowski belgeselden gelen ve 1998 yılında çektiği The Stringer ile kurmacaya geçen, çok da üretken olduğu söylenemez bir sinemacı… My Summer of Love ile de uluslararası projelerde çalışma imkanı bulmuş…
İçerik
Vampirler ve Cadılar: Yiyin Birbirinizi!
Daha seyredeli 4-5 gün geçmiş olsa da “Karanlık Gölgeler”i seyredeli sanki aylar olmuş gibi geliyor. Seyrederken kimi zaman eğlenmiş, gülmüş ve Tim Burton’ın tamamen suni ve kendine ait bir dünya kurma becerisine şapka çıkarmıştım.
İçerik
Hepimiz canavarız!
Canavarlar Sofrası bizi distopik bir dünyanın içine sokuyor ama bunu filmin başında anlamıyoruz. Klasik (soğuk ve bıkkın) bir karı koca ilişkisi olarak başlayan film, tek mekanda işleyen bir eleştiri mekanizmasına dönüşmeye çalışıyor. Çalışıyor diyorum çünkü derdini bize kısıtlılık arz eden bir durumla anlatıyor. 1984, Fahrenheit 451 tarzı distopik dünya kuran ama benim Burjuvazinin Gizli Çekiciliği tadı da aldığım bir film Canavarlar Sofrası.
İçerik
Sensiz Dünya malı neyleyim?
Fransızlara sordular, “Yılın kültür olayı nedir?” diye, “The Intouchables’dır” dedi, ülkenin yarısından fazlası. Gişedeki aşırı doz başarı ve filmin memleketinde gördüğü fenomen muamelesi de cabası! Buram buram bir sinema değil bekleyen bizi… Can Dostum, yüreği dağlılarda yer edinebilecek bir gönül filmi.
İçerik
O ateş bizi de yaksaydı keşke!
Gülün Bittiği yer, Sözün Bittiği Yer ve Ateşin Düştüğü Yer… Farklı zamanlara, farklı sosyal durum ve insanlara vurgu yapan üç film, bir üçleme… Gülün Bittiği yer 12 Eylül’e ve o dönemde işkence gören ve sonrasında erkekliği kaybettiğini düşünen bir gencin psikolojisine odaklıydı. Umudun Bittiği Yer hasta oğlunu kurtarmak için helak olan bir babanın dramını anlatıyordu.