İçerik
THE LIGHT BETWEEN OCEANS – Hayat Işığım
Issız bir adaya iş için gönderilseniz neler yapabilirsiniz? Neye özlem duyarsınız? Düşünce sisteminiz nereye doğru ilerler? Aşkı bulursanız aşk bir noktaya kadar mıdır yoksa sonsuza kadar mı? The Light Between Oceans, sinemaseverlerin karşısına 1920’li yılların nostaljisine uygun başarılı kurgususuyla çıkıyor.
İçerik
SİCCÎN 3: CÜRMÜ AŞK- Günah, Ceza ve Faust
Mestçi'nin önceki filmleri Musallat, Siccîn, Siccîn 2 filmlerinden aşina olduğumuz nur yüzlü havas alimi bu filmde de mevcut. Siccîn 3'te ağaç kültünden soğan kabuğu ve kemiklere, dolunaydan köpek havlamasına, 13 sayısından muskalara değin halk inançları ile batıl inançların izleyicileri boğmadan, ustalıkla yerleştirildiğini de ayrıca belirtmek gerek.
İçerik
BLOOD FATHER - Kan Bağı
Başta da belirttiğim gibi aslında oldukça standart bir film Blood Father. Mel Gibson olmasa ATV ya da Show TV'de gece yarısı gösterilmeye başlanan vasat aksiyon filmlerine oldukça yakın.
İçerik
THE PYRAMID- Piramitin Laneti
Korku filmlerinde sık sık rastladığımız yeşil tondaki gece görüşü çekimleri, aniden geçen yaratık mı yoksa insan mı olduğunu asla anlamadığımız bir varlık, ürkütücü hırlamalar gibi bir dolu klişe sahnenin yer aldığı The Pyramid’in hikayesi Mısır mitolojisine de bağlanıyor.
İçerik
NERVE – Oyun
Televizyon kanallarında sıklıkla gördüğümüz ve insanoğlunun bir türlü engel olamadığı röntgencilik yönünü hedef alan türlü türlü programların hala ne kadar izlendiğini göz önünde bulundurduğumuzda, açıkçası gerçekleşmesi mümkün bir senaryo. Filmin diğer bir olumlu tarafı ise türüne yakışır bir şekilde tempoyu hiç düşürmemesi.
İçerik
DON’T BREATHE -Nefesini Tut
Basit ve klişe gözüken bir hikâyeye sahip olan film, çıkış noktasından sizi alıp gerilimin doruğunda gezdirmeyi başarıyor. Senaryo, birbiri ardına eklemlenen akıl ürünü dönüş noktalarına sahip ve filmin tansiyonunun düşmesine izin vermiyor.
İçerik
MECHANIC RESURRECTION- Suikast
Mechanic: Resurrection, ilk sahnelerde; plajda, gökte ve herhangi güzel yerde çok can alıcı görünüyor. Filmi sinematografik açıdan bu hale getiren Alman görüntü yönetmeni Daniel Gottschalk, işini layıkıyla gerçekleştirmiş. Aslında filmin gidişatını ve senaryosunu aslında görüntü kurtarmış.
İçerik
STAR TREK: BEYOND- Sonsuzluk
Star Trek'in son üçlemesinin en karamsar filmi var karşımızda. Tanımlaması zor, ölümcül bir arı sürüsüne benzeyen düşman filosu uzayın derinliklerinde Atılgan'ı paramparça edip tüm mürettebatı birbirinden kopardığında, seyirci olarak, sıradan bir Star Trek izlemediğimizin farkına varıyoruz.
İçerik
SUICIDE SQUAD - Gerçek Kötüler
Batman ve Superman gibi iki önemli karakteri elinde bulunduran ve Justice League için hazırlıklarını yapmaya başlayan ( ki bunun için de çok geç kalındı bence) Dc Comics, Suicide Squad ile iyi bir bomba patlatmaya hazırken ne yazık ki bu gösterişli bomba ellerinde patladı.
İçerik
VIRAL - Kanlı bir parazit meselesi
Viral’de türler arası geçişler gözlemlemek mümkün. Başlangıcında romantik-dram ya da romantik-komedi türünde devam edecek bir gençlik filmi izlenimi oluşturuyor izleyicide. Fakat virüsün yayılmasıyla korku-gerilim ve biraz da bilim kurgu türüne yumuşak bir geçiş yapılıyor.
İçerik
CAFE SOCIETY - Sosyetenin İçinde Aşklar ve Karakteristik İnsanlar
“Hayat bir komedidir, sadist bir komedi yazarı tarafından yazılmış.”
İçerik
Lanetli Anahtar: Cinlerin Gazabı – Cinli Evde Tatil
İslami propagandanın ciddi bir şekilde yansıtıldığı Lanetli Anahtar: Cinlerin Gazabı, kullanılan müziklerden, cami görüntülerine değin pekçok detayı göze batacak şekilde içinde barındırıyor.
İçerik
Bound to Vengeance - Vahşet Gecesi
Hâlihazırda hikâyedeki eksiklikler sebebiyle filme bağlanamayan izleyici, bir de bu sözde flashbacklerle iyice hikâyeden kopuyor. Bunun yanı sıra Eve’in kaçırılma sebebi ve kaçıran kişinin akıbeti konusunda gizem ve sürpriz son yaratılmaya çalışılmış ama senaryo bunu kaldırabilecek zekâya sahip değil.
İçerik
SINISTER - Lanet
Seyrettikçe daha fazla ipucu ile seyirciyi meraklandıran bir yapıya sahip olan Sinister, korkudan çok gerilimle gizemi harmanlayan bir film.
İçerik
Ghostbusters (Hayalet Avcıları)
Kadın yıkım ekibi olan Hayalet Avcılarımız, hayaletleri bir bir yıkma çabasındayken birlikten büyük bir kuvvet doğabileceğini bizlere en iyi şekilde gösteriyorlar. Hem de cenaze arabası stilindeki bir çok nükleerin bulunduğu o süper araçlarıyla. Senaryonun gidişatı, bu anlamda başarıya sahip.
İçerik
The Shallows - Karanlık Sular
Köpek balığına karşı tek başına hayatta kalma mücadelesi veren bir kadını anlatan The Shallows, maalesef türe yeni bir şey katamıyor. Ama doğadan aldığı gücü iyi kullanıyor.
İçerik
The Neon Demon - Neon Şeytan
Yönetmen bu hikâyede izleyene düşünülecek, üzerine konuşulup tartışılacak bir şeyler veriyor. Derdi bizlere iyi zaman geçirtip sinemadan mutlu mesut göndermek hiç değil. Amaç daha çok bizi sarsıp rahatsız ederken, aynı zamanda estetik ihtiyacımızı karşılayan bir filmle unutulmazlığa bir adım daha yaklaşmak ki bence bunu da başarıyor.
İçerik
Before I Wake - Kabustan Gelen
Psikolojik-gerilim, korku ve fantastik türlerinin başarılı geçişlerle ilerlediği filmde, hem çocuklarını kaybetmiş bir ailenin, hem de yetim bir çocuğun yaşadığı travmaları aynı anda hissetmenizi sağlayacak dram türü de oldukça başarılı bir şekilde yansıtılmış.
İçerik
JASON BOURNE - Bourne geri mi dönüyor, yoksa pazarlama taktiğine kurban mı gidiyor?
The Bourne Legacy ile ortaya çıkan endişeler, Jason Bourne’da da kendini gösterdi. Evet serinin hayranları bir yandan Matt Damon’ın Bourne’u ile hasret giderecekleri için heyecan duydular fakat her devam filminde yaşanılan, ismin kullanım amacının yalnızca ekonomik kaygılar taşıması ihtimali de büyük bir soru işareti oluşturdu.
İçerik
WORRY DOLLS – Şeytanın Oyuncakları
“Gore” türüne göz kırparak başlayan film, jenerik sırasında oldukça sakin, dramatik bir yapıya dönüşüyor. Seri katil ve cinayetlerin oluşturduğu polisiye gelişmeler, antik bir inanışın oluşturduğu lanetle birleşip, yeni cinayetlerle gore türüne tekrar yönelerek sürüyor.