|
(5.0/10)
Üye: Murat Duygu
|
Ünlü Hollywood yıldızlarını da kadrosunda barındıran filmde birbirine paralel olarak anlatılan üç öykü var. Öyküler birbirlerine geçtikleri krallıkların komşu olmasıyla bağlanıyor. |
İngilizce adı “Tale of Tales” olan “il Racconto dei Racconti” isimli İngilizce çekilmiş İtalyan filminin yönetmeni daha önce iki kez Cannes film festivalinde jüri büyük ödülünü kazanan Matteo Garrone. Film yönetmenin daha önceki filmlerinden farklı olarak tamamen bir masal öyküsü anlatıyor. Giambattista Basile’in kitabından uyarlanan ve Ünlü Hollywood yıldızlarını da kadrosunda barındıran filmde birbirine paralel olarak anlatılan üç öykü var. Öyküler birbirlerine geçtikleri krallıkların komşu olmasıyla bağlanıyor.

İlk krallıktaki öykü Terry Gilliam filmlerinden fırlamış gibi görünen karakterlerin çocuğu olmadığı için üzgün olan kraliçeyi (Salma Hayek) eğlendirmeye çalışmalarıyla başlıyor. Mutsuzluğu devam eden kraliçenin saraya gelen gizemli bir yabancının teklifiyle çocuk sahibi olma umutları tekrar yeşeriyor. Yabancının talimatlarına göre kral (John C. Reilly) bir deniz canavarını öldürüp kalbini çıkarmalı ve bir bakirenin pişirdiği kalbi kraliçe yemelidir. Fakat kral canavarı öldürmeye çalışırken yaralanır ve kendi de ölür. Canavarın kalbini pişirmesi için bulunan bakire de kraliçe gibi hamile kalır. Doğan bebeklerse birbirinin aynısıdır. Bu arada ikinci krallıkta ilk kez önceki hikâyede diğer kralın cenazesinde gördüğümüz şehvet düşkünü kral (Vincent Cassel) bir gece sarayın dışına çıkar ve köyde şarkı söyleyen bir ses duyar, onu genç bir kız zanneder ve âşık olur. Sesin sahibi aslında iplik boyacılığı yapan iki yaşlı kız kardeşten biridir. Kral sonraki ece kaplarına dayandığında kardeşler genç kız rolü yapar ve krala anahtar deliğinden sadece bir parmak gösterirler. Kral parmakla yetinmez ve genç kızı görmek ister, kardeşlerde kralı kandırmak için bir plan yaparlar. Bu öykülerle paralel ilerleyen diğer hikâyede ise, üçüncü krallıkta evlenme çağına gelen kızına göstermesi gereken ilgiyi kolunda gördüğü ve beklemeye başladığı pireye veren kralın (Toby Jones) pişmanlıkla bitecek macerasına göz atıyoruz.
Yurt dışında iyi eleştiriler alan film, üç farklı masalı bir öyküye yedirme konusunda çok başarılı değil ne yazık ki. Oyunculuklar ve sanat yönetiminin başarısıyla güzel bir atmosfer yaratan yönetmen hikâyelerin dağınık anlatımına bir çare bulamamış maalesef. Yönetmen filmde hiç zirve anına yer vermemiş mesela, kıssadan hisse kıvamındaki öykülerden sadece kızına ilgi göstermeyen kralın pişmanlığına az da olsa şahit oluyoruz. Diğer öykülerdeki çözülmeler ise havada kalıyor; çocuğu için her şeyden vazgeçen annenin fedakârlığı da, yaşlı bir kadının güzellik için vazgeçtiği değer yargılarının çözümlemesi de sönük kalıyor ki aslında öykülerde zirve anlarına hizmet edecek seçimler ve sahneler mevcut.

80’lerin fantastik filmlerini aratmayacak bir görsellik içeren Tale of Tales, Hollywood yapımlarından sıkılan ve masal tadında krallık öyküleri izlemekten hoşlanan izleyici kitlesi için iyi bir seçim olabilir.