İKÇÜ Film Festivali’nin ikinci yılına ulaşmış olması sizin için ne ifade ediyor? İlk yıla kıyasla nasıl bir gelişim ve dönüşüm gözlemlediniz?
2025’te yola çıkarken 3 ay gibi kısa bir sürede karar verip hızlı bir hazırlık süreciyle festivalin ilkini gerçekleştirmiştik. Çiğli Yerleşkemizde 3 salonda, İstinye Park Renk Sineması’nda ve UlraDam’da toplamda 5 salonda ve yerleşkemizde bir açık hava gösteriminde 85 filmi seyirciyle buluşturmuştuk. İlkinde çok olumlu geri dönüşler aldık ve potansiyelimizi harekete geçirebilme gücünü görünce devamı için çalışmalara başladık. Bu yıl için hazırlıklarımıza 8 ay önce başladık. İşbirliklerimizi genişlettik. Geçen yıl İzmir Körfezi’nin birbirinden uzak iki yakasını birleştiriyoruz demiştik. Çiğli’den Balçova ve Urla’ya dek gösterim salonlarımızı belirlemiştik. Bu yıl da bu salonlarımıza Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Alsancak’ta bulunan İzmir Kültür ve Sanat Fabrikası’nı ekledik. Kent içi açık hava gösterimlerimizi burada yaptık. Aynı alanda bulunan Resim ve Heykel Müzesi’nde de söyleşilerimizi gerçekleştirdik.
İlki ile kıyasladığımızda gösterdiğimiz film sayımızı 87’ye çıkardık. Gösterim mekanlarımızı 6 salon ve iki açık hava gösterim alanına çıkarttık. Bu yıl festival işbirliği kapsamında, üniversite yerleşkemize yakın bir otel olan FT Lotus Thermal Hotel&SPA Trademark Collection by Wyndham festival otelimiz olarak basın toplantımıza, gala yemeğimize ve konuklarımıza ev sahipliği yaptı.
Festival boyunca birçok atölye ve söyleşi gerçekleştirdik. Unreal Engine, Plastik Makyaj, Yapımcılık, Festivaller ve Vizyon Süreçleri, Sinemada Arşivin Önemi gibi atölye ve söyleşilerimiz oldu.
Festival boyunca öğrencilerimiz ve seyirciler sinema sektörü profesyonelleri ile buluşma, sohbet etme imkanına sahip oldular. Kent içindeki gösterimlerimizde seyirciler salonlarımızı ve açık hava alanlarımıza büyük ilgi gösterdiler. Bu yıl festivalimizi 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramını’da kapsayacak biçimde tarihlendirdik. Festivalimizin üçüncü günü ödül törenini gerçekleştirdik. Ertesi gün 23 Nisan’da İzmir Kültür ve Sanat Fabrikası açık hava gösterim alanında, İstinye Park Renk Sineması ve UrlaDam’da sadece çocuk filmleri gösterdik. 23 Nisan’da festivalimizi çocuklara özel bir hale getirdik. Festivalin son iki günü gösterimler yoğun olarak devam ederken, bir yandan da Resim ve Heykel Müzesi’nde etkinliklerimiz gerçekleşti.
Uzun metraj seçkimiz içinde Arzu Film’in işbirliği ile Gülen Gözler ve Neşeli Günler filmlerini gösterdik. Görkem Yeltan’ın yönetmenliğini yaptığı Bağcık filmi, Nasipse Olur adlı komedi filmi de uzun metraj seçkimizdeki filmlerdendi. Filmin oyuncusu Hakan Bulut ile Nasipse Olur filmi öncesi söyleşi yaptık.
Macar besteci ve müzikolog Bela Bartok ve Adnan Saygun’un 1936’da Anadolu’daki halk müziği araştırma gezisini anlatan Bartok’un İzinde adlı Macaristan yapımı film de seçkimiz dahilindeydi. Bu yıl bu araştırmanın 90. Yıldönümü olması kültürel miras açısından da anlamlıydı. Ayrıca Mehmet Güreli’nin yönettiği “Sisler Bulvarı’ndan Geçtim: Biket İlhan”belgesel filminin gösterimini yönetmen Biket İlhan’ın katılımıyla gerçekleştirdik.
Bu yıl yaptığımız bir yenilik de ulusal bir festival olarak farklı bakış açılarından da faydalanmak amacıyla yurt dışından jüri üyelerimizin de olmasıydı. Karadağ’da düzenlenen Underhill Film Festivali’nin sanat yönetmeni ve Karadağ Devlet Radyosu müdürü Vuk Peroviç ile Bosna Hersek’ten yapımcı Nadia Mandiç jüri üyelerimiz arasında yer aldılar.
Festivalin temel amacı ve kimliği nedir? Türkiye’deki diğer film festivallerinden hangi yönleriyle ayrışmayı hedefliyorsunuz?
Festivalimizin amacı İzmir ile özdeşleşen bir festival olması. Adana, Antalya ve İstanbul kent ile özdeşleşen festivallerini uzun zaman önce ortaya çıkarmışken maalesef İzmir’de böyle bir süreklilik gösteren uzun ve kısa metraj filmleri kapsayan bir festival yok. İzmir’in kapsamlı, süreklilik arz eden büyük bir festivali hak ettiğini düşünüyoruz. Bu yolda ilk adımlarımızı attık. Amacımız bunu devam ettirebilmek ve yeni nesillere aktarmak.
Bizim festivalimiz bir üniversite festivali kimliğine sahip ancak ulusal, genel bir hedef kitleye sesleniyoruz. Filmlerimizin içerikleri de bununla orantılı. Festivalimizi özel bölümleri, seçkileri, jüri seçimleri, koordinasyonu ve organizasyonel yönü ile ulusal, kapsamlı bir film festivali formatında yürütmeye özen gösteriyoruz.
Bu yılın programını oluştururken hangi tematik ya da estetik kriterleri ön planda tuttunuz?
Festivalimizin programını oluşturmadan önce temadan ziyade bir motto belirliyoruz. O yıl hangi konuyu gündeme alacağımıza böylelikle karar vermiş oluyoruz. Festivalin stratejik planlaması festival başkanımız İKÇÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu tarafından yapılıyor, sanatsal tasarımı ve içerik planlamasını festival sanat yönetmeni olarak ben yapıyorum. Organizasyonel boyutu ve tüm ekiplerle festival koordinatörümüz Dr. Öğretim Üyesi Halit Kartal ilgileniyor ve festival yönetmenliğini Burak Taylan Yılmaz yürütüyor. Bu çekirdek ekibin bir araya gelmesiyle çerçeve kararları alınıyor.
Bu yıl festivalimizin mottosu kültürel mirastı. Bu bağlamda kültürel miras seçkilerimiz ve söyleşilerimiz yer aldı. Yarışma kategorilerimiz arasına kısa kurmaca, belgesel ve öğrenci filmleri kategorilerine ek olarak yapay zeka ve animasyon kategorisini de ekledik.
Geçen yıl başlattığımız “Kamera Gazze” bölümünde bu yıl da Gazze’deki insanlık dramını dünyaya duyurmaya çalışan filmler yer aldı. Festivalimizde bağımsız filmler ve ana akım filmler de yer aldı. Ayrıca TRT Belgesel kanalının kültürel miras temalı filmlerinden bir seçki sunduk. TRT Avaz kanalının kültürel miras konulu filmlerinden de bir seçkimiz yer aldı. Bu seçkide kanalın yapay zeka ile yapılmış kültürel belgesellerine de yer verdik. Animasyon film seçkimiz içinde Türkiye’nin birçok yerinden kısa animasyonlar yer aldı. Herkes İçin Perde adlı bölümde toplumun dezavantajlı bireylerine eğilen filmler gösterdik. Seyircilerimize mümkün olduğu kadar konu ve üslup açısından çeşitlilik içeren bir program sunmaya çalıştık.
Genç sinemacılar ve öğrenciler için festivalin sunduğu fırsatlar neler? İKÇÜ öğrencileri bu sürece nasıl dahil ediliyor?
Ne yazık ki ülkemizde festivallerde sadece yarışma bölümleri gençlere fırsat sunduğunu görüyoruz. Bu fırsat da finalist olarak seçilen filmlerin böylece gösterim olanağı bulması veya ödül alan filmlere verilen ödül plaketi, heykelcik veya para ödülü oluyor. Oysa gençlere destek vermenin tek yolu yarışma yapmak değil. Biz bu konuda farklı bir uygulama yapıyoruz. Yarışmaya başvuran filmler arasından finalisteler ön jüri tarafından belirlenirken aynı zamanda bu başvurular arasından seçkiler de yapılıyor. Yani festivalimize başvuran filmlerin çoğunluğunu seyirciyle buluşturmak istiyoruz. Bunun yanında seçki için ayrı başvuru da oluşturmaya başladık bu yıl. Çünkü bir film festivalinin amacı sadece yarışma yapıp, filmleri yarıştırıp ödül vermek olmamalı. Ülkede üretilen filmleri mümkün olduğu kadar seyirciyle buluşturan bir mecra olmalı.
4 kategorideki yarışmamızda en iyi film ödülü olarak heykelcik ve para ödülü veriyoruz. Jüri istediği takdirde jüri özel ödülü de verebiliyor. Kategorilerimizden birisi öğrenci filmleri kategorisi. Bu da öğrencileri desteklemek adına geçen yıldan başlattığımız bir ödül kategorisi.
Festivalimizin profesyonel çekirdek ekibinin yanında Medya ve İletişim Topluluğu üyesi öğrenciler ve üniversitenin çeşitli bölümlerinden öğrenciler görev alıyor. Yaklaşık 50 kişilik bir öğrenci grubu festivalimizde görev alıyor.
Hemen hepsi festivalde görevli olduğundan İKÇÜ Medya ve İletişim öğrencilerinin ürettikleri filmler yarışmaya katılamıyorlar. İKÇÜ öğrenci filmleri için iki yıldır özel bir gösterim seçkisi bulunuyor. “Biz Neler Çektik” adlı bu bölüme hem yerleşke içindeki sinema salonumuzda, hem de Alsancak’taki Kültür ve Sanat Fabrikası açık hava gösteriminde seanslar ayırıp kendileriyle söyleşiler gerçekleştiriyoruz.
İKÇÜ öğrencileri festival boyunca mihmandar olarak konuklarımıza eşlik ediyorlar. Kampüsümüzde ve gösterim alanlarımızda öğrencilerimizin sektör profesyonelleriyle mümkün olduğu kadar vakit geçirmelerini onlardan deneyimlerini dinlemelerini ve tavsiyeler almalarını sağlıyoruz.
Festivalin uluslararasılaşma hedefi var mı? Varsa, bu doğrultuda ne tür işbirlikleri ya da açılımlar planlanıyor?
Biz öncelikle ulusal film festivali olarak iyi bir yere gelmeyi istiyoruz. Dünyanın çeşitli ülkelerinden sanatçı ve akademisyen dostlarımızla irtibat içindeyiz. Çeşitli festivallerle ve yönetimleriyle temas halindeyiz. Özel seçkiler, konuklar ve jüriler ile uluslararası bir boyutumuzu da oluşturduk ancak bu özel içerik ve bakış açısını zenginleştirmek amaçlı şu an.
Günümüzde dijital platformların yükselişi sinema festivallerinin rolünü sizce nasıl etkiliyor? Fiziksel festival deneyimi hâlâ neden önemli?
Dijital platformların yükselişi ve sanal ortamda yürütülen festivaller hiçbir zaman fiziki olarak yapılan film festivallerinin yerini tutamaz. Film festivalleri filmlerin gösterildiği belli dönemler olarak algılanmamalı. Festivallerin birçok boyutu ve görevleri mevcut. Yeni yapılan filmlerin yanı sıra geçmişe imzasını atmış filmler, atölyeler, söyleşiler, paneller, disiplinlerarası sanat çalışmaları festivallerin diğer boyutlarıdır. Ayrıca en önemli boyutu da festivaller bir iş ağıdır. Sinema çevresinin bir araya geldiği, sanatçıların birbiriyle tanıştığı, çevre edindiği organizasyondurlar. Böylece muhtemel yeni iş ortaklıkları, ortak sanat üretimlerine olanak sağlar.
Seyirci açısından ise dijital platformda film izlemek ile bir sinema salonunda, hatta film festivalinde film izlemek birbirinden bambaşka deneyimlerdir. Festival kapsamında baktığımızda seyirci festivalde özellikle o festivaldeki filmleri izlemeye gelmiş insanlarla birlikte film izler. Yalıtılmış ve karanlık bir ortamda toplu film izleme deneyimi, sonrasında o filmin yönetmeni, oyuncuları ve ekibiyle sohbet etme imkanına dönüşür festivallerde. Dijitalde bunu yaşayamazsınız, ekranda yaşasanız bile aynı tadı ve insan sıcaklığını vermez. Çünkü araya ekranın camı ve internet bağlantınızın hızı girer. Ne kadar hızlı bir internet sağlayıcınız olsa da, aynı mekanda olmamak aynı atmosferi solumamak psikolojik bir engel yaratır.
Önümüzdeki yıllar için İKÇÜ Film Festivali’ni nerede görüyorsunuz? Uzun vadeli vizyonunuz ve hedefleriniz neler?
Aslında daha ileriki yıllarda hedeflediğimiz noktaların bir çoğunu ikinci edisyonumuzda yakaladığımızı düşünüyorum. Gelecek yıllar için hedefimiz gösterimlerimizi kentin içinde daha da yaygınlaştırmak ve kentin bir parçası yapmak. Tabii ki İzmir ile özdeşleşen bir festival haline getirme vizyonu ile çalışmalarımızı sürdürüyoruz.