İçerik
Tarantino'nun Esin Kaynakları
Kuşkusuz ki, dünya sinema tarihinde seyircinin zihnini açan, janrları tazeleyen, türleri harmanlayan ve tüm bunları yaparken de, kendini yenilemeyi hiç ihmal etmeyen bir usta Quentin Tarantino… Filmografisindeki neredeyse tüm eserlerine başyapıt muamelesi gördürmeyi başarmış bir sinema doktoru.
İçerik
2000’ler Fransız sinemasına bakış
Yazın başlamasıyla birlikte neredeyse her hafta bir Fransız filminin vizyona girmesi tesadüf değil. Zira özünde çeşitli akımları ve entelektüel bilinci bulunduran ülke sineması, dünyada iz bıraktı. Ancak son dönemde daha ziyade 1998’de Gaspar Noé’nin “Herkese Karşı Tek Başına”yla yolunu açtığı Üçüncü Fransız Yeni Dalgası’nın izinde bir ‘auteur jenerasyonu’ oluşturmuş durumda.
İçerik
En İyi 10 “Baba”lık Filmi
Babalar günü dolayısıyla sinema tarihinde ilgi çeken 'baba"lık olgusu odaklı filmleri sizler için derledik...
İçerik
80’ler ve Yeşilçam: Mayolu, bikinili Seksi Kadınlarımız!
Daha önceki dosyalarımızda ele aldığımız gibi, Türk seks filmlerinin yıldız oyuncuları aşağı yukarı bellidir. 70′lerin bu lanetli sinemasının “pornocu” olarak hatırlanan ve aslında çok azı öyle olan başta gelen oyuncuları; Arzu Okay, Zerrin Egeliler, Melek Görgün, Feri Cansel, Mine Mutlu, Elif Pektaş, Necla Fide, Figen Han, Dilber Ay, Zafir Seba, Zerrin Doğan, Alev Altın, Meltem Doğan, Meltem Işık gibi isimlerdir.
İçerik
Sinemanın tadı tuzu!
Yemek kimisi, için bir ihtiyaç kimisi için de zamana yayılması, tadı çıkarılması ve emek harcanması gereken bir sanat… Tabii bu yemek yemenin herkes için öncelikli bir amaç olduğu gerçeğini değiştirmiyor… Sinema yemek mevzusuna, sofraya, mutfağa, yemek yiyebilmenin ve yiyememenin sosyo-ekonomik etkenlerine fazlasıyla el atmış durumda. Bu hafta vizyona giren Canavarlar Sofrası dolayısıyla biz de sofraya dalalım ve bu konuda çekilmiş filmlerin tadına bakalım istedik!
İçerik
Türk Sinemasında Cinsellik ve Seks Furyası Filmleri
Türk sinemasının erotik yılları üzerine kapsamlı bir dosya...
İçerik
Sinemada 3D Teknolojisi: Kurtarıcı mı, kabus mu?
Avatar’la birlikte yükselen 3 Boyutlu (3D) sinema teknolojisi öyle bela, öyle istila edici bir şey ki, sağımız solumuz bu tekniğe göre çekilmiş ya da “Clash of the Titans” gibi sonradan 3D’ye devşirilmiş filmlerle doldu. Sezon gerçek bir “gözlüklü seyirciler” resmi geçidine dönüşecek çünkü hergün 3D olarak çekilmiş onlarca filmin haberi geliyor. Aklımıza takılan soru şu; ev sinemasının oldukça yüksek bir seyir zevki vaadettiği şu günlerde, 3D teknolojisi, toplu gösterim yapan sinema salonları için bir kurtarıcı mı, yoksa 7. sanat sinemayı hepten lunapark eğlencesine çeviren teknolojik bir güve mi?
İçerik
Yeni Meksika Sineması’na bakış
Güney Amerika sinemasında Brezilya ve Arjantin’in daha uzun tarihleri olsa da, Meksika da önceleri yıldız yetiştirme enstitüsü olarak görev yapmıştır. Ancak 90’larda ‘Yeni Meksika Sineması’ adıyla yükselişe geçen bir ekol doğuran ülke sineması, yedinci sanata auteur yönetmenler armağan etmiştir. Ben de ‘iki arada bir derede’ kalıp Kuzey Amerika ile Güney Amerika’nın eğilimlerini birleştiren Meksika’nın sinemaya yaklaşımını ele aldım.
İçerik
Ressamların sinema serüveni
Yakın tarihe kadar belli bir kesimin eğlence ve uğraş alanı olan resim, sıradan insanın hayatındaki yerini aldı. Mağara duvarlarında başlayan yolculuk,onca zamanı ve engeli aştıktan sonra şimdi (ironik olarak) sokak grafitilerinde devam ediyor. Herkesin diliyken, ayrıcalıklı bir kesimin zevk alanı haline gelen bütün sanatlar gibi, resim de dönüp dolaşıp, basit insanın dünyasına iade oldu.
İçerik
Psikolojik dünyanın korkusal karşılığı
Atmosfer, tekinsiz öğeler ve sürpriz sonun üzerine giderken doğaüstü motiflerden uzak duran ve perili ev filmi ile akrabalık kuran bir alt tür. Gotik korku filmi Hitchcock’un “Rebecca”sı ile 1940’ta başladığı sinema yolculuğunu “Cinnet”, “Tiksinti”, “Büyü”, “Ölüm Provası”, “Küçük Kıyamet” ve haftaya vizyona girecek “Ölümün Sesi” gibi duraklardan geçerek sürdürüyor. En önemlisi de alt türün “Altıncı His” sonrası son 15 senede ‘canavar’ ve ‘hayalet’ gibi motiflerin saf dışı kalmasını takiben fazlaca korkunun uğrak temsilcisine dönüşmesi elbette.
İçerik
Nasıl süper kahraman olunur?
Sinemanın büyülü dünyasında süper kahramanları izlerken hepimiz hayaller kuruyor, onlar gibi olsaydık neler yapabileceğimizin planlarını yapıyoruz. Süper kahraman mı olmak istiyorsunuz? Buyurun, birbirinden çeşitli yollar…
İçerik
Çocuk rüyasıydı, sanat eseri oldu
“Pamuk Prenses’in Maceraları” ve “Pamuk Prenses ve Avcı”nın yaz sezonunda arka arkaya vizyona girmesini fırsat bilerek sinema tarihindeki peri masalı filmlerine bakış attık. Peki “Oz Büyücüsü”nden “Alis Harikalar Diyarı”ndaya uzanan ve arada fazlaca Avrupa’dan da destek alan süreçte neler olmuş?
İçerik
Tecavüz kaçınılmazsa filme çekelim…
Sinemacının cinselliği kullanışı bir hayli eski ve cazibeliyse, taciz ve tecavüzü anlatması da bir hayli eski, gerçekçi ve estetikten uzak… Tecavüz olunca işin ucunda bir de intikam duygusu oluyor.
İçerik
Aksiyon filmi çekebiliyor muyuz yoksa dekmancılık mı oynuyoruz?
Aksiyon filmleri sinemanın zanaatının öne çıktığı yapımlardır. Bu türün ihtiyacı olan teknik imkanlara henüz sahip olan sinemamızda bu tür örneklere rastlamak geçtiğimiz yıllarda pek mümkün değildi. Elbette Yeşilçam zamanlarından gelen imkansızlıklar içinde çekilmiş filmler vardır, hatta Cüneyt Arkın gibi bir aksiyon yıldızımız bile var ama elde tabanca, “vur, kır, dök”ten öteye gidemeyen, bir aksiyon filminin gerçek gerekliliklerini yerine getiremeyen işlerdi bunlar…
İçerik
Türk sinemasında süper kahramanlar
Yeşilçam sürprizlerle doludur. Kendi imkânlarının çok ötesinde bir deli cesaretine sahip bu sektör, seyircinin “Türk Filmi ”ne olan hoşgörüsünü sonuna kadar sömürmüş ve ortaya bir sürü eğlenceli tuhaflık çıkarmıştır. Evet, bunlar “Süper kahraman” filmleridir.
İçerik
Sinemada Cazın Büyüsü!
İstanbul'da Temmuz ayına Caz festivali damgasını vurdu. Caz tutkunları için rüzgar gibi esen
festival, benim gibi çok anlamasa da caz ezgilerini dinlemekten keyif alanların da içini serinletti. Aklımıza caz düşmüşken, caz müziği üstüne yapılan filmleri anmasak olmazdı. Cazın sadece müzikal dokusuyla değil, gelişimi ve müzisyenlerinin sıra dışı hayatlarıyla da kendine has bir dünyası olması, sinemada karşımıza çokça ve farkı şekillerde çıkmasının da nedenidir. Sinemanın ilk sesli filminin “Caz Şarkıcısı” olması gibi, ırkçılığın had safhalara ulaştığı dönemlerde zenci müziği olarak anılan cazın hızla yükselmesi de ironiktir. Film müziği olarak kullanılsa da, film başlı başına caz üstüne kurulu olsa da, hatta içinde sadece adı geçse de; caz sinemada her zaman tutku ve dehayı temsil eder. Caz müzisyenlerini konu alan filmlerde genel olarak, uyuşturucu ve alkolün etkisindeki sıra dışı yetenekleri izleriz. Onlar enstrümanıyla bütün olmuş, sadece müziği yaratan değil, müzikle kendini yaratan insanlardır. Bir unsur olarak cazı kullanan filmlerde ise caz, saygı uyandırmanın bir yoludur. Bir Katilin Anotomisi (Anatomy Of A Murder/1959)'nde, avukat Paul'un zekası ve sıra dışılığının simgesi; Tetikçinin Gecesi (Colleteral)'da bir kiralık katil olan Vincent'in soğukkanlılığıyla işlenmiş zekasının göstergesidir. Caz festivalinden ilham alarak, caz tutkunları ve meraklıları için hem caz üzerine kurulu, hem de içinden caz geçen filmlerden bir seçme yaptık.
İçerik
Kayıplarını arayan sinema!
İnsanın kaybolma halleri; kendinden kaçma, toplumdan ve bulunduğu ortamdan uzaklaşma ve zorunlu olarak bilinmeyen bir yerde tutulma olarak çeşitlilik gösterir. Kendinden ve kendi gerçekliğinden kaçma durumu bir nevi ıssızlık içerir ki, bu yazının konusu olmaya fazlaca aday değil. Ama sosyal ve siyasal nedenlerle coğrafi bir kaybolmanın eşiğine gelmiş, gözaltında ya da işkencelerde yitip gitmiş ve yakınlarının içinde bulunabilme ‘umudu’ bırakmış halleri anlatan filmlerin peşindeyiz bu kez… Bulur muyuz bulmaz mıyız bilmeden bir umudun peşindeyiz biz de…
İçerik
Kıyamet Filmleri
İnsanlar kendi sonlarını tasarlamak için bütün hayal güçlerini seferber etmiş ve yüzlerce senaryo yazmış, film çekmiş. Kasım ayında bu anlamda çok önemli bir yapım vizyona giriyor. Roland Emmerich'in yönetmenliğini yaptığı 2012, Maya takviminde yer alan ve dünyanın sonunun 2012 yılında geleceğini iddia eden kehaneti sinemalaştırıyor. İşte bizde bu yapımdan yola çıkarak kıyameti anlatan filmlerin dosyasını yaptık. Toplumun dönem itibariyle yaşadığı bunalımlar bu üretimi şekillendirmiş, örneklerin artmasına veya azalmasına sebep olmuş. Özellikle soğuk savaş döneminde nükleer tehdit sinemacıların hayal gücünü tetiklemiş. Bir çok film yapılmış. Filmlerdeki kıyamet o kadar çeşitli nedenden kaynaklanıyor ki bunu kategorilere ayırmak belki de doğru bir incelemenin tek yolu. Biz Kıyamet filmlerini dörde ayırdık.
1) Çevre ve doğal kıyamet
2) Nükleer kıyamet
3) Salgın hastalıklar, virüs ve buna bağlı felaket filmleri
4) Dünya dışı sebeplerden, (uzaylı saldırısı, meteor çarpması gibi) kaynaklanan kıyamet filmleri.