İçerik
AMMAR 2. CİN İSTİLASI - Cinler kan davası güderse
The Blair Witch Project (1999), Paranormal Activity (2007), Rec (2007) gibi filmlerin etkileri gerek dünya, gerekse Türk korku sinemasında halen devam etmekle birlikte, artık aynı tadı vermediğini de belirtmek yerinde olacaktır.
İçerik
DAREDEVIL - Marvel dizilerinin en iyisi
Daredevil, sadece aksiyondan ibaret değil, karakter odaklı ve dramatik yönleri de ağır basan olgun bir dizi. Ustaca yazılmış diyaloglar, duruşma sahneleri asla seyirciyi sıkmıyor, tam tersine daha da fazla meraklandırıyor. Dizide ayrıca çizgi roman karakterlerine oldukça uygun olan bir cast seçimine de rastlanıyor.
İçerik
MARTYRS - İşkence Odası
000 sonrası çekilmiş ve kısa zamanda kült olmayı başarabilmiş bir filme tekrardan el atmak cesurca bir harekettir, ama başarılı olabilen çok nadirdir. Martyrs de, o nadir filmlerden biri olabilmeye erişemeyenlerden.
İçerik
WHEN MARNIE WAS THERE - Marnie Oradayken
Filmin açılışı ile seyreden ilk bölümünde, Ghibli'nin diğer filmlerinin çoğunun aksine gerçek dünyadan bir melodram ile karşı karşıya kalır izleyici. Miyazaki ya da Takahata'nın animelerindeki gibi fantastik bir masal değil, içinde yaşadığımız kargaşa halinde dünyanın bir anlatısıdır söz konusu olan.
İçerik
DANISH GIRL - Danimarkalı Kız
Danish Girl, cinsel kimlik karmaşası üzerine büyük laflar edecekmiş gibi yapıp etliye sütlüye pek dokunmadan düz bir anlatımla tarihteki ilk transseksüel olan Einar Wegener yani Lili Elbe’nin yaşam öyküsünün bir kısmını bize böyle anlatmaya başlıyor.
İçerik
MARYLAND - Darmadağın
Daha çok inişli ve çıkışlı, dramatik bir çizgiye sahip olan Maryland, Fransız sinemasından haz etmeyenlere biraz durağan gelebilir.
İçerik
ANT-MAN - Marvel'den sade ve minimalist bir çalışma
Son tahlilde, çizgi roman uyarlamalarının o görkemli, teknolojik silahlarla ve dur durak aksiyonlarıyla donatılmış havasından bunaldıysanız hele de şu yaz aylarında Ant-Man size ilaç gibi gelecektir.
İçerik
Kokuşmuş Bir Şeyler Var(mış) Danimarka Krallığı’nda
“Yasak Aşk”ın mutlu sonu Türkiye’nin bugünkü ortamına hiç uygun değil. Film gerici ulema ve feodal toprak sahipleri ittifakına karşı liberal bir aydının mücadelesi fonu altında bir yasak aşkı anlatıyor. “Gericilik” siyaset bilimcilerince kabul edilen bir kavram değilse de oldukça anlamlı bir kavramdır kanımca, bu nedenle kullanmakta sakınca görmeyeceğim. Filmin kapsadığı süre boyunca dinci gericilerle, ilerici burjuvalar arasındaki kavga sürer gider, Danimarka Krallığı’nda.
İçerik
Ucuzluk ve İstismar
“Mezarına Tüküreceğim” (I Spit On Your Grave) adlı dişe diş kana kan intikam intikam temalı hayli meşhur istismar filmi, 32 yıl sonra yeniden çevrildi (remake), ardından iki yıl internette ve tüm korsancılarda bekledi ve nihayet gösterime girdi. İstismar filmlerini sevenler tarafından kült ilan edilen ilk yapım, uzadıkça uzayan ve asla bitmeyecekmiş hissi veren, neredeyse 45 dakikalık tecavüz bölümüyle dikkat çeker. Öç alma bölümü ise güdüktür, beklentileri karşılamaktan uzaktır (ne bekleniyorsa artık) ve hatta esnetir.