İçerik
WHEN MARNIE WAS THERE - Marnie Oradayken
Filmin açılışı ile seyreden ilk bölümünde, Ghibli'nin diğer filmlerinin çoğunun aksine gerçek dünyadan bir melodram ile karşı karşıya kalır izleyici. Miyazaki ya da Takahata'nın animelerindeki gibi fantastik bir masal değil, içinde yaşadığımız kargaşa halinde dünyanın bir anlatısıdır söz konusu olan.
İçerik
DANISH GIRL - Danimarkalı Kız
Danish Girl, cinsel kimlik karmaşası üzerine büyük laflar edecekmiş gibi yapıp etliye sütlüye pek dokunmadan düz bir anlatımla tarihteki ilk transseksüel olan Einar Wegener yani Lili Elbe’nin yaşam öyküsünün bir kısmını bize böyle anlatmaya başlıyor.
İçerik
MARYLAND - Darmadağın
Daha çok inişli ve çıkışlı, dramatik bir çizgiye sahip olan Maryland, Fransız sinemasından haz etmeyenlere biraz durağan gelebilir.
İçerik
ANT-MAN - Marvel'den sade ve minimalist bir çalışma
Son tahlilde, çizgi roman uyarlamalarının o görkemli, teknolojik silahlarla ve dur durak aksiyonlarıyla donatılmış havasından bunaldıysanız hele de şu yaz aylarında Ant-Man size ilaç gibi gelecektir.
İçerik
Kokuşmuş Bir Şeyler Var(mış) Danimarka Krallığı’nda
“Yasak Aşk”ın mutlu sonu Türkiye’nin bugünkü ortamına hiç uygun değil. Film gerici ulema ve feodal toprak sahipleri ittifakına karşı liberal bir aydının mücadelesi fonu altında bir yasak aşkı anlatıyor. “Gericilik” siyaset bilimcilerince kabul edilen bir kavram değilse de oldukça anlamlı bir kavramdır kanımca, bu nedenle kullanmakta sakınca görmeyeceğim. Filmin kapsadığı süre boyunca dinci gericilerle, ilerici burjuvalar arasındaki kavga sürer gider, Danimarka Krallığı’nda.
İçerik
Ucuzluk ve İstismar
“Mezarına Tüküreceğim” (I Spit On Your Grave) adlı dişe diş kana kan intikam intikam temalı hayli meşhur istismar filmi, 32 yıl sonra yeniden çevrildi (remake), ardından iki yıl internette ve tüm korsancılarda bekledi ve nihayet gösterime girdi. İstismar filmlerini sevenler tarafından kült ilan edilen ilk yapım, uzadıkça uzayan ve asla bitmeyecekmiş hissi veren, neredeyse 45 dakikalık tecavüz bölümüyle dikkat çeker. Öç alma bölümü ise güdüktür, beklentileri karşılamaktan uzaktır (ne bekleniyorsa artık) ve hatta esnetir.
İçerik
Yılan mı daha zehirli insan mı?
Türk sineması ilk yönetmenlik denemesi olan ıskarta filmlerle doldu taştı. Çok az üretim hem ilk film denemesi olup hem de gelecek için ümit vaad etti. İşte o az filmden birisi de bu hafta vizyona giren Mar.
İçerik
Martin Scorsese 85 film öneriyor
Hollywood’un en etkili yönetmenlerinden biri olan Scorsese, Fast Company adlı derginin Aralık-Ocak sayısına verdiği röportajda kendisini en çok etkileyen filmleri listeledi.
İçerik
"Marko Paşa Müzikali" izlenimleri ve "Süheyl & Behzat Uygur" ile Röportaj
Marko Paşa Müzikali, paşanın adını bile duyduğunda kaçacak yer arayan ve asla kendisine yanaşamadığı, hatta iki senedir elini bile süremediği karısından korkan bir iç güveysi damat (Süheyl Uygur) ve onun çok yakın cesur avukat arkadaşı (Behzat Uygur) üzerine kurulu olaylar zincirini anlatıyor.
İçerik
THE COLLECTOR / THE COLLECTION filmlerinin yönetmeni MARCUS DUNSTAN ile Röportaj
Patrick’le çalışmalarımızda gençliğimizin ve yetişkinliğimizin deneyimlerini, gelecek korkularını derleyerek hikâyelerin adrenalini haline getirip paylaşmaktan zevk alıyoruz. İzleyiciye yönelik, kötü bir günün kalıcı bir tasviri için korku filmlerine her zaman ihtiyaç vardır ve bu düpedüz iyileştirici etkisi olan bir durumdur.
İçerik
Erkeğe sonsuz sorumsuzluk ve şımarıklık tanınıyor!
Dersim Film Festivali’nde tanıştık Sabite Hanımla. Altın Portakal’ı kazanan ve seyretme fırsatı bulamadığım “Bedensiz Ruhlar”ın yaratıcısıydı. Heyecanla sormuştum yanınızda filmin bir kopyası var mı, diye. Maalesef yoktu.
İçerik
Bir işçi de Dostoyevski okuyabilir!
Mar filmi bu hafta vizyonda... Filmde başrolü oynayan Volga Sorgu Mar’ın ülkemizdeki önyargıları odağına aldığını söyledi. Begüm Kütük ise bu tür bağımsız filmler de rol almak istediğini anlattı...
İçerik
Eylül'ün şımarıklığında dönen film aslında derinlerde Tek'in etrafında dönüyor!
Gözümüzde küçülttüğümüz meseleler büyüyerek kocaman, sevimsiz, kalp yiyen bir canavara dönüşebilir, sizin de başınızdan geçti mi böyle bir mesele? İşte Eylül’ün küçük meselesi tam da böyle bir şey.
İçerik
Bizim Martha’mız Melek Baykal mı?
Evdeki kadını ve hatta erkeği de gün boyu oyalayan şey, gündüz kuşağında yayınlanan programlar. Evinde temizliğini, bir yandan da yemeğini yapan kadın, emekli olup kahvehane hayatı olmayan erkek, yemeklerin yapıldığı, spora, sağlığa, diyete, pek çok faydalı bilgiye, yaşama, insana ait olan her şeye yer veren programları izlemeyi seviyor. Ve hatta, yaşını almış evde oturan, bütün hayatı televizyon olmuş insanımız, ‘iyi vakit’ geçirmesini sağlayan bu işlerin, hafta sonlarını da süslemesini istiyor.